Cemal Babaoğlu

Cemal Babaoğlu

Cemal Babaoğlu

Hacı Halil

05 Haziran 2021 - 00:25

      Hacı Halil        
                                     
1915 yılında, Nacar pazarında marangozluk yapan Ermeni Krikor Malokyan, Hacı Halil Efendi ile birlikte iş ortağı olarak çalışmaktalar. Nacar pazarında her türlü marangoz işlerini uzun süredir birlikte çalışıyorlardı. Bu birlikte çalışmalar, ayrı ayrı dine mensup olmaları onların ortaklık yapmalarına, birlikte çalışmalarına engel değildi. Bilakis karşılıklı bir güven ve memnuniyet vardı. Bu memnuniyete komşular da tanık oluyordu.

 Gün gelmiş Ermenilere yönelik aykırı görüşler, İslamcı- dinci grupların olumsuz fetvaları bu fetvalardan kendine pay çıkarmak isteyen çeteler de, her fırsatta Ermenilere saldırıyorlardı. Bu saldırılar, Hacı Halil'in ortağı Krikor’ un kulağına geliyordu. Gelen haberler Krikor’u rahatsız ediyordu. Bir gün iş ortağı Hacı Halil'e kaygısını söyler: “ Hacı Halil, çok kötü haberler kulağıma geliyor. Bu aralar çok kaygılıyım; vasiyetimdir başıma bir şey gelirse, eşim ve çocuklarım sana emanettir”  deyince ortağının bu kadar rahatsızlık duymasını çok abartı bularak seslenir: “O nasıl söz Krikor, Nacar pazarında herkes seni tanıyor. Ben seni tanıyorum, senin kimseye zararın olmamıştır. Yıllardır birlikte çalışıyoruz. Aklına kötü bir şey getirme, birlikte işimize bakalım” der  

Bu güzel sözlere inanmak isteyen Krikor,  kendini işine verdi. Ancak, bir gün katil sürüleri, Nacar pazarında Ermeni avına çıkmıştılar. Hamidiye alayları ile beraberinde Teşkilat-ı Mahsusa’ ya ait çeteler Hacı Halil'in dükkânına gelip ortağı Krikor' un elini arkadan bağlama sureti ile alıp götürürler. Halil'in tüm çabaları sonuçsuz kalır. Osmanlı askerleri gidince Halil, kimseyle görüşmeden hızla Krikor’ un evine gider. Çocuklarını alıp, kendi evinin tavan katında gizler. Krikor' un yaşamını yitirdikten sonra eşi ile birlikte 7 çocuk Hacı Halil’in üzerine kalır.

Hacı Halil, evden çıktıktan sonra, Hamidiye Alayları Krikor’ un evini basar ama evde kimseyi bulamayınca, kullanabilecekleri eşyaları yağma ederler. O gün yakaladıkları 10 Ermeni'yi ertesi gün şehrin meydanında idam ederler. Krikor’ da idam edilenlerin arasındaydı. Şehrin her yerinde Ermeni avına çıkılmıştı. Büyükyol, Tılfındır’ da oturan Ermeniler, çetelerin saldırısına karşı, kendilerini korumak amaçlı barikat oluşturdukları bilgisi geliyordu. Hatta silaha olan ihtiyaçtan dolayı, Kilisenin Halılarını gizlice götürüp Halep'te satarak, elde edilen parayla silah aldıkları gelen bilgiler arasındaydı. (Bu olayı, kendini yerel tarihçi diye piyasaya sunan bazı vicdansız sözde yazarlar kilisenin kıymetli Halılarını yine Ermeniler tarafından çalınarak satıldığı şeklinde çarptırarak yazdıkları görüldü)

 Osmanlılar, her yerde Ermenileri ararken, uyarılar yapmayı da ihmal etmiyordu: “Bu gâvurları saklayanlar, tespit edilmesi halinde ağır cezalara çaptırılacakları” belirtiliyordu. Hacı Halil'in iki karısı vardı. Her gün sırayla yemeklerini bir siniye koyarak tavan arasında sakladıkları Krikor’ un çocuklarına veriyordu. Krikor’ un baldızı, eşi ve 5 çocuğu vardı. Erkek olan 3 yaşındaki çocuğu vefat edince, Hacı Halil bir gece yarısı gizlice götürüp gömer. Taziye yapılması gibi bir lükse sahip değildiler. Annesi çocuğun acısını içine gömer. Gizli gizli ağlardı.

Tavanın arasında gizlenmek tam 7 ay sürdü. Bu arada Hacı Halil bir fırsatını bulup bu aileyi Akçakale üzerinden Trenle Halep'e göndermeyi başarır. Daha önceden Halep'e giden akrabalarının yanına giderler. Oradan da Beyrut'a gittiklerine dair bilgiler gelir. Krikor ailesinden uzun yıllar haber alınmaz. Hacı Halil’de kendi rutin işini yaparken, darda kalanlara yardım elini uzatmaktan da asla çekinmemişti. Hatta 1947 yılında Kendirli Mahallesi'nde katledilen Yahudi ailesinden sonra geriye kalanların Halep'e gönderilmesine de yardımcı olunduğu söylenir.

 1982 yılında, Kanada'da “Zoryan Enstitüsü” kurulur. Bu enstitünün görevi, Ermenilerin yakın geçmişini, yaşadığı acıları belgelemek, Hafıza merkezi oluşturmak için akademik çalışmalar yapmaktı. Ermeni katliamını tüm dünyaya duyulmasını sağlamak ve bu amaçla dokümantasyon oluşturmak, konferans ve yayınlar çıkarmak gibi faaliyetlerini sürdürmeye başlarlar. Zoryan Enstitüsü, katliamın 70. yıl dönümünde yani 1985 yılında Ermeni katliamları ile ilgili bir konferans düzenlemişti en üst kurucularından Greg Sarkisyan, başta kendi ailesinin yaşadıklarını ve1915 yılında Ermeni katliamı ile ilgili geniş kapsamlı bir sunum yapar. Konferansta, dinleyici bölümünde oturanlardan tarihçi Taner Akçam ile yazar Elif Şafak da vardı. 

 Greg, Ermeni katliamları ile  sunumunu bitirdikten sonra,  Urfalı Hacı Halil'den de uzun uzun anlatınca, dinleyiciler ayağa kalkarak Hacı Halil’i uzun uzun alkışlar. Daha sonra gözyaşları içerisinde kurbanların anısına ve Hacı Halil için mum yakarlar. Greg Sarkisyan,  tahmin edeceğiniz gibi, Hacı Halil'in iş ortağı Krikor Malokyan’ ın torunudur. 2000 yılından sonra Urfa'yı takip etmeye başlar. Hacı Halil ile ilgili bilgi toplama çabası sonuçsuz kalır, Hacı Halil’in bilgisine ulaşamaz.

 2006 yılında gazeteci Can Dündar ile irtibata geçer. Hayat hikâyesini Dündar’a anlatır;  “1948 Halep doğumluyum. Annem Türkleri çok severdi, babam ise kızardı. Babam hiç konuşmazdı, olanlar hakkında. Bazen ağzında bir ağıt tuttururdu; “Pencereden kar geliyor, aman aney gurbet bana zor geliyor” türküsünü söylerdi.  Ben, annemin Türk sevgisi ile babamın Türk kızgınlığı arasında büyüdüm. İçimdeki Türk sevgisi, Hacı Halil'den dolayıdır…  Soykırımı değil, Hacı Halil'i hatırlayalım” diyerek, Can Dündar'dan bir de ricası vardı. Urfa’ya gidip, Hacı Halil'in izini bulmasını varsa hayatta oğlu veya torunu, gelip onların elini öpmek istediğini, onun anısına bir okul yaptırmak istediğini aktardıktan sonra şöyle der;

  “Ailemizin hayatının kurtulmasını Hacı Halil’e borçluyuz. Yeryüzünde böyle iyi niyetli insanlar unutulmamalı” 

 Can Dündar, 2008 yılında Urfa'ya gelir.  Marangozlar Odası Başkanı ile görüşür. Oda kayıtlarında bu isme rastlanılmaz. Sonra, Abuzer Akbıyık ile görüşür, onun aracılığı ile Hüseyin Alagöz ile tanışır. Greg’in hayat hikâyesini anlatıldıktan sonra, Hacı Halil'in yakınlarını sorar. Hüseyin; “anlattığınız kişi benim büyük dedem olur. Eşi de geçen yıl vefat etti” der. Birlikte Milli Eğitim Müdürlüğü'ne giderler. Müdür beye öykü anlatıldıktan sonra, bir ailenin hayatını kurtaran Hacı Halil’in adına bir okul yaptırmak istediğini söylerler. Müdür bey gayet memnun olarak, talebi not alır. Dündar ve Alagöz'ün adres telefonunu ekleyip, güler yüzle uğurlanır. Daha sonra Müdür Bey'in dönüşü olmaz, bir daha aramazlar. Şimdi resmi tarihe göre, olmayan bir katliamın, hayat kurtarma hikâyesi de olmazdı, denilerek adına okul yapılamazdı diye ret ettiklerini düşünüyorum. Talep görmezlikten gelinir.
       
Bir gün gerçek anlamda, yerel yönetimlerin iktidarında; Hacı Halil’in ismini en güzel yerlerde altın harflerle yazılacaktır.
Yazılmalıdır.


 1915'in o soğuk kışında, can alanlara inat, o soğuk kışı bahara çeviren Hacı Halil’lerin sayesinde, bu büyük utançtan Urfalı kendini andırıyordu. Her Urfalı Hacı Halil'den onur duymalıdır. Katliama ortak olanlarda tarihin karanlık sayfalarında her zaman lanetle anılacaktır. 

Cemal Babaoğlu


Kaynakça:

Can Dündar- gkg.com
Bianet
Taner Akçam- İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu- imge yayınları
https://www.habersanliurfa.net/urfali-ermeni-krikor-un-yasanmis-hik-yesi/37879/

Not: Yayın aşamasında olan “Son Yahudi” adlı kitabımdan bir kesit aktarılmıştır.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
google.com, pub-4228995289596695, DIRECT, f08c47fec0942fa0