Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Ömür ÇELİKDÖNMEZ

Göbekli Tepe Tapınak Değilse Ne?

04 Haziran 2020 - 00:39

Göbekli Tepe Tapınak Değilse Ne?
 
Göbeklitepe bir rasathane mi? Bir tapınak mı? Bir agora yani çarşı mı? Yoksa bir kral sarayı mı?  Toplantı yeri mi?




Yaklaşık 13 bin yıl önce gerçekleşen meteor çarpma hadisesinin ve ardından gelen büyük bir felaketin, yaklaşık MÖ 10 bin 900 – 9 bin 600 arasındaki kısa soğuk dönem; Genç-Dryas dönemi anlatan sergi galerisi olabilir mi?



"Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı Göbekli Tepe" kitabında Alman arkeolog Klaus Schmidt dahi ömrünü adadığı Neolitik döneme ait yapılar topluluğunun sosyal işlevi hakkında net bir şey söylememiş.

Bu yerin 'sırrı' neydi?





Göbeklitepe buluntularında, bir kadının ilk kez açıkça gösterimine ise ‘Aslanlı Dikilitaş Yapısı’ üzerinde rastlanır. Taşa kazınarak yapılan resimde kadınlık organı abartılı şekilde vurgulu ve sanki cinsel birleşmeye hazır durumda gösterilmişti.  Neden?
 
Göbeklitepe Kazıları

Mezopotamya son ikiz yüzyıldır arkeolog kılıklı casusların faaliyet alanı. Bin bir suratlı ajan Gertrude Bell’den ta “Bilgeliğin Yedi Tepesi” diye kitap yazan Lawrens’e kadar, İngiliz istihbaratı ajanları bölgeyi karış karış taradılar. İngilizleri, Alman ve Fransız casuslar takip etti. Kimi zoolog kimi arkeolog kimi misyoner kimi bitki uzmanı kisvelerinde bölge halkın içine karıştılar, etnik yaraları kaşıdılar, farklı din mensuplarını birbirlerine kışkırttılar. Halkın misafirperverliği ve cehaleti bunların en büyük sığınağı oldu.

Heidelberg Üniversitesi’nden Klaus Schmidt Göbekli Tepe’nin ortaya çıkmasında çok gayret gösterdi





Göbekli Tepe, uzun zamandır Almanların çalışma alanı. 1994 yılında Heidelberg Üniversitesi’nden Klaus Schmidt tarafından bölgede araştırmalar başlatılmış,  Göbekli Tepe’nin Ancak o zaman sitenin anıtsal karakteristiği ve buna bağlı olarak arkeolojik değerine dikkat çekilmişti.
 
Buluntularla birlikte bölgeye yoğun bir arkeolog ilgisi yaşandı.  Özellikle Avrupa’dan birçok arkeolog bölgeye akın etti.
 
Kazı çalışmaları 1995 yılında Şanlıurfa Müzesi başkanlığında ve İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden (DAI) Harald Hauptmann bilimsel danışmanlığında yapılan yüzey araştırmasından sonra yeniden başlatıldı.
 
Almanlar stratejik bir mevkide tezgâh açmışlardı. Bu yıllarda Türkiye’nin güneyinde şiddetli çarpışmalar yaşanıyor, Türk Silahlı Kuvvetli Kuzey Irak’a askeri operasyonlar düzenliyordu.
 
 Suriye sınırı ise PKK’nın eylemleri yüzünden adeta kevgire dönmüş, Suriye yönetiminin desteklediği PKK, Türkiye Cumhuriyetinin fitil fitil burnundan geliyordu.
 
1996 sonrasında Şanlıurfa Müzesi başkanlığında ve Klaus Schmidt’in bilimsel danışmanlığında kazılara tekrar başlandı. 2007 yılından itibaren ise kazı çalışmaları Bakanlar Kurulu kararlı kazı statüsüyle ve yine Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Klaus Schmidt’in başkanlığında devam ettirildi. Projeye Alman Heidelberg Üniversitesi Tarihöncesi Enstitüsü de katıldı.
 
Yıllarca sürdürülen ayrıntılı kazı çalışmalarının, Neolitik Devrim‘i ve hazırlayan koşulları yeniden yazmayı sağlayacak güvenilir bilimsel sonuçlar sağladığı söyleniyor.*




David Rockefeller’ın adamları Göbekli Tepe’de ne aradı?
 
Göbeklitepe’den ve dünyanın en zengin Yahudi iş adamlarından David Rockfellerin Göbekli Tepe’ye duyduğu dini, felsefi ve birazda medikal / tıbbi derin ilgiden söz edelim.
12 Haziran 1915 doğumlu ve 20 Mart 2017’de kronik kalp yetmezliği nedeniyle New York’ta 101 yaşında hayatını kaybeden David Rockefeller’ın en önemli çabası yaşam süresini uzatmaktı.
Bu amaçla her türlü bilimsel araştırmayı destekliyordu. İlerlemiş yaşına rağmen Urfa Göbekli Tepe kalıntılarına ilgi duyması ve buradaki arkeolojik kazıları finans etmesi, dini bir gerekçeye dayandığı kadar tıpkı binlerce yıl önce Mezopotamya’da ortaya çıkan tarihteki ilk yazılı destana, ölümsüzlüğü arayan bir kralın öyküsüne, Gılgamış Destanına dayanıyordu.
Eğer doğru ise kendisi ile görüşen gazeteciye, “Bugün için dünyanın en güçlü devleti olan ABD’nin kuruluş yaşı 239'dur. Amerika Kıtasının bulunması ise yaklaşık 500 yılı bulur.
Hâlbuki Türkiye Devletinin üzerinde bulunduğu topraklar, insanlık tarihi ile eşdeğerdir. Şanlıurfa-Göbeklitepe’de 1995 yılından beri yapılmakta olan arkeolojik çalışmalarda bulunanlar, insanlık tarihi hakkında bilinenlerin yeniden düşünülmesini gerektirecek, bilgileri değiştirecek, dinler tarihini yeniden sorgulatacak niteliktedir.

Göbeklitepe tarihin en eski ibadet merkezlerindendir. Bulgular, bugünden 12.000 yıl öncesinde kurulduğunu kanıtlamaktadır.

Yani Türklerin vatan toprakları üzerinde, ABD Devletinin kuruluşundan 11.761 yıl önce, İngiltere’de bulunan Stonehenge’ den 7.000 yıl önce, Mısır Piramitlerinden 7.500 yıl önce medeniyet vardı. Bu topraklar, insanlık tarihi boyunca hemen tüm medeniyetlere ev sahipliği yapmış yerlerdir.” dediği söyleniyor.
David Rockefeller bu konuşmasını kime yaptı ne zaman yaptı? bilemiyorum ama ODTÜ’nün efsane rektörlerinden Prof. Dr. Kemal Kurdaş’ın kızı Gülseren Kurdaş Savaş’ın; David Rockefeller Enstitüsünün organize ettiği, arkeolog, sanat tarihçisi antropolog ve teologlardan oluşan 30 bilim insanının kapalı devre gizli toplantıdan söz etmesi önemli bir ipucu.
 
Bana kalırsa, David Rockefeller’ın adamları Göbekli Tepe’de  efsanelere konu olan, Sudanlı (Nubia)  Lokman Hekim’in bulup kaybettiği sonsuz yaşam iksirini aradılar ama bulamadılar.
 
Dolayısıyla David Rockefeller Enstitüsünün Göbekli Tepe kalıntısı toplantısı düzenlemesi bu bilgilerin 101 yaşında ölen David Rockefeller ile paylaşılmış olabileceğini göstermez mi?
 
Şanlıurfa Göbekli Tepe bölgesinde ortaya çıkan arkeolojik bulgular bilinen insanlık tarihinin yanlış olduğunu kanıtladı.
 
Metal aletler kullanarak taşları yontmayı 6000 yıl önce öğrendiğini düşündüğümüz insanlık, bu bulgulara göre 10000-12000 yıl önce büyük ve detaylı yerler inşa etmiş.**
 
Göbeklitepe’nin inşa edildiği dönemde Anadolu coğrafyası, bitki örtüsü
Anadolu’da Zeytin tarımı Göbeklitepe tapınağının inşa edildiği döneme uzanır. Zeytin, milattan on bin yıl önce Doğu Akdeniz havzasının doğal bitki örtüsü olarak yayıldı.
Bu tarih, Göbeklitepe’nin inşa edildiği dönemi kapsıyor. Göbeklitepe’de bulunan kalıntılardan ilk tarımın da burada yapıldığı anlaşılıyor.

Nitekim 68 buğday çeşidinin karşılaştırıldığı araştırmalarda tüm tahılların kökeninin Karacadağ eteklerinde günümüzde de halen yetişen yabani buğday bitkisi olduğu belirlendi.
12 bin yıl önce taş devrinde insanlarTürkiyeSuriyeIrak ve İran sınır bölgesinde avcılıkla yaşıyordu. Daha sonra insanlar burada yerleşti ve toprağı işleyince uygarlık gelişti.
En yüksek medeniyet burada oluştu. Göbeklitepe’de bulunan en eski tapınaklar bunun kanıtı.
Göçebe halinde ve avcılıkla yaşayan insanlar da ilk kez burada av silahlarını bırakıp toprağı işlemeye ve yerleşik hayata geçti.

Bitkileri ıslah eden, hayvanları evcilleştiren onlardan yararlanmaya başlayan insanlar; toprak, taş ve ahşap malzeme kullanarak barınak, topraktan çömlek yapmayı ve kendi yetiştirdiği bitkilerden beslenmeyi burada öğrendiler.

Göbeklitepe’de PPNB (Çanak Çömleksiz Neolitik B) dönemine tarihlenen çalışma alanında bulunan ve 160 litreye kadar kapasiteye sahip altı kabın içinde gri-siyah yapışkan kalıntı izleri bulundu.
Bu kireçtaşı kaplar üzerine yapılan kimyasal analizlerin ilk sonuçlarında, gri-siyah yapışkan izlerin, tahılın ıslatılması, öğütülmesi ve fermantasyonu sırasında ortaya çıkan kalsiyum oksalat içerdiği ortaya kondu.
En erken ıslah edilmiş tahıllara ev sahipliği yapan Karacadağ’ın Göbeklitepe’de oldukça yakın olması da önemli bir detay.

Tarih Sümerle başlar” diye boşuna söylenmemiş. 

Hititler ve Samiler tarih sahnesine çıkmadan binlerce yıl önce tarımla uğraşan bir millet olan “proTürkSümerler; bataklıkları kurutup tarım alanlarınıçoğaltarak Mezopotamya topraklarını verimli hale getirmişlerdi.

Göbeklitepe’yi inşa eden kavimlerden miras kalan zeytini öğrenen Sümerler ıslah ederek iklim ve toprak yapısına uyum gösterdiği tarım arazilerinde çoğalttılar.***




Sümer tabletlerinde Dut ağacı ve Göbeklitepe ile bağlantısı

Dünyanın önde gelen Asur bilimcilerinden ve dünya çapında tanınmış Sümer ve Sümer dili uzmanı, Samuel Noah Kramer (İsmail Nuh Karamer/Hazar Türkü); “Sümer Mitolojisi” isimli çalışmasında,
Bitki tanrıçası Uttu”dan söz eder.

Bitki tanrıçası UTTU”, günümüzdeki adlandırmayla “Dut ağacı”yla sembolize edilirdi.

Sümerler’de her zaman çok sayıda marangoz bulunuyordu. Marangozların kullandığı ağaçlar arasında sedir, dut, ılgın ve çınar da vardı.

Sümerlerin bitki tanrıçası Uttu; Akadcaya  “tuttu / dut” olarak geçti.
Kramer, yıllar evvel bu çalışmasıyla, haberdar olmamasına rağmen Göbeklitepe’nin neden ve nasıl inşa edildiğine dair önemli ipuçlarını aktarır.

Göbeklitepe  “Agaş Cestek” yani “Evin Ruhu”, Dut Ağacı’na Adanmıştı!
Sümer Mitolojisi’nde geçen “Uttu için hiçbir kutsal alan (?) doldurulmadığından (?), kutsal alan kurulmadığından, temenos yani tapınma alanı oluşturulmadığından hiç koyun yoktu, hiç kuzu üremiyordu” ifadeleriyle Göbeklitepe’de ortaya çıkarılan tapınak kalıntıları arasında bir bağ kurulabilir.
Burada dişil üreme eksikliği anlatılmaktadır.

Göbeklitepe tapınağı, bitkilerin anasının ilk ortaya çıktığı yere inşa edilen ve evin (dünya/evren)  ruhuna adanılan  ve ona duyulan minnettarlığın, saygının sembolize edildiği yerdi.****

Dişil üreme eksikliği  ve Göbeklitepe’de doğuran kadın figürü

Kireçtaşından yapılan, 1.80 boyundaki tarihin en iyi korunmuş doğal büyüklükteki insan heykeli  yine Göbeklitepe civarında bulunmuş, Şanlıurfa Müzesine konulmuştu.
Erkek heykeli ve Göbeklitepe’de görülen doğuran kadın figüründe ortak özellik, ağız yapılmamasdır.
Ağız ve dudakları yoktur, bir anlayış ya da inanış adeta onları konuşmamaları için mühürlemiştir. Bence verilen mesaj şu, boşuna uğraşmayın bizden bilgi alamazsınız.
Göbekli Tepe buluntuları, kalabalık grupları bir araya getirmedeki organizasyon gelişkinliği, düşünsel becerileri, bir çeşit sanat anlayışı ve arayışın da varlığını sembolize ediyor.
Göbeklitepe için ‘erkek/masculum’ ağırlıklı buluntu yeri deniliyor. Çünkü tüm figürler ‘erkek’, bulunan tek kadın çizimi, doğum yapan bir kadın.
Taşa kazınarak yapılan resimde kadınlık organı abartılı şekilde vurgulu ve sanki cinsel birleşmeye hazır durumda gösterilmişti. 

Neden?

Yoksa İklim değişikliği sonrası bu bölgede yaşanan dişil üreme eksikliği  mi (bolluk bereket çoğalma) anlatılmaktadır?

Demekki  burası daha çok  Neolitik dönemde avcılık ve toplayıcılık  döneminden tarım etkinlikleri çerçevesinde yerleşik hayata geçen topluluk erkekleri için bir anlam ifade ediyor olabilir mi?
Cinsel birliktelikte bulunan ama çoğalamayan, nüfusu artmayan  erkekler topluluğu. Nitekim Kutsal kitaplarda özellikle Tevrat ve Kuran'da eşcinsel  topluluklar  hakkında bilgi verilmesi  bu cinsel ilişki biçiminin çok eski zamanlara uzadığının ispatı.

Acaba Göbeklitepe buluntuları ile ilgili Tevrat bir bilgi verebilir mi?

Tevrat Yahudi Çağı öncesi  uygarlık ve toplulukların hikayelerini Sümer tapletleri aracılığı ile aktarması yönünden önemli.
İlk dönem arkeologlar, kutsal kitap metinlerinde geçen yer adlarının işaret ettiği kentleri aradılar.
Ne zaman Sümer tapletleri, Mısır Hiyeroglifleri çözüldü o zaman bilgilerin karşılaştırılması söz konusu oldu.

 Tapınaklarda erkek fahişeler
 
Göbeklitepe’de bulunan taş yapı ve anıtların yapıldığı dönemlerde, tapınma ritüellerinin cinsellik örgüsü içinde gerçekleştiği söylenebilir.

Sümerler,  Asurlar, Hititler gibi adlandırılma yapılamayan  o döneme ilişkin buluntuların ne anlama geldiği, neden yapıldığı, ne amaçlandığı ortaya konulamıyor.
Buna rağmen ilk yazılı kaynaklar olarak nitelendirilen Sümer kil tapletlerininde yer alan  önceki dönemlere ilşkin  malumatların anlatımına bakılarak, Göbeklitepe insan toplumunun da  kadınlara ve erkelere özgü günümüz değerlerine göre sapkınlık sayılabilecek cinsel fantezileri olduğu söylenebilir.
Tevrat'ta iki türlü fahişelik  anlatılır. Bir kurum ve meslek olarak görülen mabet fahişeliği diğeri de para, mal, karşılığı yapılan fahişelik.

Tevrat ayetlerinde  anlatılan, kurumdallaşmış ve meslek olarak görülen mabet fahişeliği de iki ayrı  cinse özgüdür.

Tapınakların ilahlarına bedenlerini ve cinsel organlarını adayan kadınlar ve erkekler vardır. Bu kadın ve erkek tapınak fahişelerinin yaptıkları iş kutsal kabul edilir.

Sümer tapletlerinde  yer alan Tanrıça İnanna'ya yazılan ilahilerde görülen "Kutsal Erkekler"  yani bedenlerini tapınak  ilahlarına adayan eşcinselleri anlatır.

Nitekim Sümer tapletlerinde  geçen, šamhatu, kezertu, harīmtu(harem) ve qadištu(godoş) gibi kelimelere, farklı dönemlerde, coğrafyalarda ya da kavimlerde “fahişe” anlamının da izafe edilmesi söz konusu.
Tevratta anlatılan qadištu (godoş) kelimesi günümüzde çok bilinir. Türkçe sözlüklerde ‘godoş’ sözcüğünün Ermenice olduğu, Pezevenk anlamına geldiği belirtilir.

Ayrıca ahlaksız adam, pezevenk, kendini beğenmiş, gururlu, çalımlı, tembel, yaramaz, sevimsiz, şaşkın gibi manaları olduğu ifade edilir.

Bu sözcüğün kökeni Sümerlere uzanıyor. Sümer tabletlerinden Tevrat metinlerine geçmesi hiçte şaşırtıcı değil.

Sümer'in Aşk ve Savaş Tanrıçası İnanna için kocası Çoban Tanrısı Dumuzi de ''O fahişedir, benim eşim fahişedir'' diyor.

İnanna, fahişelerin de koruyucusu. Kutsal fahişelik, sokaklarda değil mabetlerde yapılana deniliyor. Mabetlerde, özellikle İnanna'nın mabetlerinde rahibelerin özel bir görevi de genel kadınlık, bir tür fahişelikti.
Mabet fahişeliği bir meslek. Onlar kendilerini tanrı namına bu işe gönüllü olarak adayan kadınlar. Bunlar aynı zamanda bereket kültünün de temsilcileri.

Mabet fahişeliği yanında sokak fahişeliği iyi görülmüyor.

Bu mabet fahişeliği geleneği, Babilliler ve Asurlular yoluyla Kenanlılara, oradan da İsrail'e geçmiş. *****
Sadece qadištum/qadeşim adı verilen  erkekler, kral ve Kraliçenin de bulunduğu “kutsal evlilik”  törenindeki toplu cinsel aktiviteye katılıyorlardı. ******

Kısacası Kutsal fahişelik, sokaklarda değil, mabetlerde yapılana deniyor. mabetlerde erkek fahişelerin de bulunduğun anlaşılıyor.

Onlara “qadeşim ? yani kutsal erkek deniyor. Sumerlilerde de mabetlerde erkek fahişeler var. Bunlar eşcinsellik yapıyorlar. Göbekli Tepe’de tek bir istisna dışında dişi figüre -insan ya da hayvan- rastlanmadı. Tek dişi figürü ise dikili taşlar arasındaki yassı bir taşın üzerine, kabartma değil de kazıma çizgilerle resmedilmiş.

Yapıların özgün dekorasyonunun bir parçası gibi durmayan bu figür daha çok duvar resmine benziyor. Dişi figürlerine yer verilmeyen Göbekli Tepe’de ana tanrıça kültü de yok.  Tamamen  erkek egemen bir toplum. O nedenle buluntuların çoğu eril karekterde. *******




Tevratta Göbeklitepe'nin yapılış gerekçesi

"...Ve onlar her yüksek tepe üzerinde ve her yeşil ağaç altında kendileri için yüksek yerler; dikili taşlar ve Aşerler yaptılar ve diyarda fuhuşa vakfedilmiş erkekler vardı. İsrail oğulları önünden Rabbin kovduğu milletlerin bütün mekruh şeylerine göre yaptılar.’ (Tevrat, 1. Kırallar, Bap/Bölüm 14: 24.)

Burada sözü edilen ağaçlar tanrıça, dikili taşlar da tanrı sembolleri. Bunlar Tevrat'ın çeşitli yerlerinde tekrarlanıyor, Halk Rab’ı tanımıyor veya onunla birlikte tanrıça ve tanrılara da tapıyorlar.********
Tevratın bu ifadelerinde mabet fahişeliğinin varlığını gösterildiği gibi mabetlerde erkek fahişelerin de bulunduğunu anlatılmaktadır.

Onlara “qadeşim ? yani kutsal erkek deniyor. Sumerlilerde de mabetlerde erkek fahişeler var. Bunlar eşcinsellik yapıyorlar. Tanrıça İnanna için yazılan bir ilahide buluyoruz bunu:

Saygın danışman, göğün süsü,
Uyku sona erince, gün ışığı olursun,
Sumer Halkı önünden geçer,
Sana selam, deriz.
Ayın yedinci gününde
Ay hilal olunca,
Kutsal suda yıkanıp kraliçelik elbisesini giyince,
Davullar vurulur önünde.
Sumer Halkı önünden geçer,
Göğün yüce hanımına selam, der.
Erkek olan kadınlar,
Kadın olan erkekler
Önünden geçer, sana selam, der
Kadın olan fahişeler,
Erkek olan fahişeler
Önünden geçer, sana selam, der.


Sadece bu değil.  Başka Tevrat metinlerinde de, benzer konular ele alınır :

“.. Ve Asa atası Davud gibi Rabbin gözünde doğru olanı yaptı ve fuhuşa vakfedilmiş erkekleri diyardan kovdu ve babalarının yapmış oldukları bütün putları ortadan kaldırdı.? " (Tevrat, 1. Kırallar, Bap 15: 11-]2.)

‘(Kral Yehoşafat) babası Asanını günlerinde bırakılmış olan fuhuşa vakfedilmiş erkeklerin geri kalanını memleketten süpürüp attı.’ (Tevrat, 1. Kırallar, Bap 22: 46,) Kral Yehoşafat, M.Ö. 871/870'da babasının ölümüyle tek başına hükümdarlık yaptı ve M.Ö. 849/848'de öldü. Tanah, Jehoşafat'ı fuhuşa  ve putperestliğe karşı çıktığı için över.
Ama Tevrat metinlerinin yazılış süreci gm, önünde bulundurulduğunda  Yahudi krallarının  anlatıldığı hikayeler ile Göbeklitepe buluntuları arasında neredeyse 9 bin yıllık bir geçmiş vardır.

Burada sözü edilen Asa, Kral Süleyman’ın torunu. Kıral Süleyman öldükten sonra memleket İsrail ve Yahuda olmak Üzere ikiye ayrılıyor (M.Ö. 931). Asa 911-870 yılları arasında Yahuda’da krallık yapıyor.
İsrail tarihi İbrahim ile başladığına göre onun yaşadığı tahmin edilen tarihten (M.Ö. 1900- 1800) Asa’nın zamanına kadar hemen hemen 1000 yıl geçmiş olmasına rağmen mabet fahişeliğinin devam ettiğini görüyoruz.
 Kral Asa’dan hemen hemen 250 yıl (M.Ö. 641-609) sonra krallık yapmış olan Yoşia, 2. Krallar 23: 7’de yazdığına göre, ‘Fuhşa vakfedilmiş erkeklerin Rab evinde bulunan evlerini yıktı. Kadınlar orada  Tanrıça Aşera için çadır dokurlardı’.
Nerede ise Yahuda devletinin sonuna gelinmek üzere olduğu halde (M.Ö. 586; yine de  kadın ve erkeklerin sürdürdüğü mabet fahişeliğinin devam ettiği görülüyor.*********

Sonuç:
Göbeklitepe buluntuları, eşcinsel  tapınak fahişelerinin  yerleşim alanıdır. Tevrat, Tapınak fahişesi erkeklerin buluşma mekanlarını,   yüksek tepe üzerinde ve yeşil ağaç altında kendileri için yüksek yerler olarak inşa ettiğini dikili taşlar ve Aşerler (doğurganlık sembolü kadın resimleri) yaptıklarını  belirtir.
Muhtemelen Göbeklitepe deki doğuran kadın figürü  de bu amaçla çizilmiş olmalı.


https://www.habersanliurfa.net/yazarlar/omur-celikdonmez/urfa-gobekli-tepede-casus-savaslari/8457/

**https://www.habersanliurfa.net/yazarlar/omur-celikdonmez/casuslar-savasini-baslatan-david-rockefeller-urfa-gobekli-tepede-ne-buldu/28250/
https//yenisancakcom/yahudilerinkutsal-ahit-sandigi-tarsusta-bulundu-mu/
***
https://wwwyorungedergicom/2019/04/thalesin-bereketli-zeytinleri-ve-ingilizlerin-gobeklitepeye-cokme-operasyonu/
****
http://wwwdutanaorg/2019/04/18/omur-celikdonmez-gobeklitepeden-dunyayi-kucaklayan-stratejik-bitki-dut-agaci/
*****
https://wwwinternethabercom/tapinaktaki-fahiseler4660
******
Sebahattin Bayram, Eski Mezopotamya’da Kutsal Evlilik Metinleri ve Kutsal/Kült/Mabet Fahişe İbâresi, 
http//statidergiparkorg.tr/article-download/
*******
https//neferkaminanuwordpresscom/2014/11/11/gobekli-tepe/
********
https//tammakalecom/2020/01/bereket-kultlu-kutsal-bir-fahiseyim-ben
*********
https://wwwsonsuzus/eski
httpwwwyolgostericicom/tevrat/tevrat11




 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 6 Yorum
  • Femkan Yalçın
    10 ay önce
    Gördüklerinizin yarısı ya***, duyduklarınızın hepsi... diye bir söz var.. ????????????????????
  • Das Capital
    10 ay önce
    İçindeki eşcinsel dürtüyü bu şekilde dışavurmuş yazar vah garibim nasıl bi mahalle baskısına maruz kalmışsa artık...
  • Nejat lidar
    10 ay önce
    Bol keseden salla nasılsa meydan boş saçmalamaya devam bay çok bilmiş subjektif yorumdan ibaret yazdıkların!!
  • Nural Sevindik
    10 ay önce
    Ben bu yazıdan hiç bir şey anlamadım , kafamı karıştırdı , bu kadar erken ve bu kadar kesin hüküm vermek doğru mu , yazar Göbeklitepe yi Sümerlere ve Tevrata dayandırmış ve eşcinsel erkeklerin mekanı demiş , sebep olarak da çok az kadın figürü olmasını göstermiş , yazar Ömür Çelikdönmez yazısının sonuç bölümünde şöyle demiş : " Göbeklitepe buluntuları , eşcinsel tapınak fahişelerinin yerleşim a***ıdır. Tevrat , Tapınak fahişesi erkeklerin buluşma mekanlarını , yüksek tepe üzerinde ve yeşil ağaç altında kendileri için yüksek yerler olarak inşa ettiğini dikili taşlar ve Aşerler (doğurganlık sembolü kadın resimleri) yaptıklarını belirtir. Muhtemelen Göbeklitepe deki doğuran kadın figürü de bu amaçla çizilmiş olmalı.
  • Ertan TURGUT
    10 ay önce
    Göbeklitepe'lilere şimdiye kadar; avcı toplayıcı, mimar, mühendis, sanatçı ressam ve hatta uzaylı dendiğini çok okudum ama ''ibne'' dendiğini ilk defa görüyorum. Bu yazı neresinden ele alınmalı bilemedim ki. Ama Göbeklitepe hakkında yazı yazmaya kalkanların en azından orada tarımla ilgili en ufak ibare olmadığını bilmesi gerekir. Göbeklitepe'de tarım yapılmadı, bulunan tahılların hepsi yabani ortamda yetişmiş. Ayrıca Göbeklitepe halkı hiçbir zaman av silahını bırakmadı çünkü hiçbir zaman çiftçi olmadı. Ve son olarak ilk defa Göbeklitepe'de yerleşik hayata geçilmedi. Göbeklitepe'den ikibin sene önce Abu Hureyra, Jefr Al Ahmar, Mureybet ve hatta Anadolu'da Hal*** Çemi ve Körtik Tepe'de tam zamanlı yerleşimler vardı. Allahını seven Göbeklitepe ile ilgili ya***, yanlış, eksik bilgiler ihtiva eden yazılar yazıp milletin kafasını karıştırmayın.
  • Hakan yıldiz
    10 ay önce
    Her gelen istedigini söylüyor. Acaba tüm dünya dillerini biliyormusun? Değilse ,sınırlı dil bilginle nasil karar veriyorsun

Son Yazılar

google.com, pub-4228995289596695, DIRECT, f08c47fec0942fa0