Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Ömür ÇELİKDÖNMEZ

Ebulfeyz Elçibey'in İngiliz Başbakanı Margret Thatcher İle Dostluğu Ne Anlama Geliyor?

11 Aralık 2020 - 13:15

Ebulfeyz Elçibey'in İngiliz Başbakanı Margret Thatcher İle Dostluğu Ne Anlama Geliyor?

Daha önce yazmıştım, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey, Türk Kamuoyunda bilinenden  daha farklı  misyona sahip.

Tüm bunları sizlerle paylaşırken amacım, Türk Milliyetçisi tanınan bir ismi rencide etmek  veya gözden düşürmek asla olamaz. Zaten güneş balçıkla sıvanmaz. Benim gibi bir faninin de buna ne gücü ne aklı yeter?
Onun efsanevi biyografisini farklı kaynaklardan ve  Cihanşümul Kadim Türk Devletine hizmet etmiş, şimdilerde köşesine çekilmiş isimlerden tetkik ettiğimde, İngiliz istihbarat birimleri ile Mısır'da  görev yaptığı yıllara uzanan temaslarının izini sürdüm.

Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev yani namı diğer Elçibey'in Türkçülüğü ve Atatürkçülüğü, kitaplarına, söylemlerine ve dahi 1989'da kurduğu Azerbaycan Halk Cephesi Başkanlığına rağmen kimse kusura bakmasın, biraz su götürür.



"Men Atatürk'ün esgeriyem” sözü onun İngiliz İstihbaratı ile irtibatını gizlemek için kurgulanmış ve üzerinde çalışılmış bir sözden başka birşey değil. Türk Milliyetçilerinin ve  Türk kamuoyunun desteğini alması için  düşünülmüştü. Başarılı da oldular, oltaya birçoğumuz takıldı.
Lakin Cihanşümul Kadim Türk Devleti, bu Arapça müterciminin Cemâziyelevvelini bildiğinden, arkasına takılan Azerbaycan halkını kırmadan dökmeden gereğini, tereyağından kıl çeker gibi yaptı ve halen, o süreçte yaşanan olayların perde arkasını bilenlerin sayısı bir elin parmağını geçmez.

Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev'in Üniversite Yılları


Annesi Aliyeva Mehrinisa Caferkızı ile birlikte resmi

Ebulfez Elçibey 24 Haziran 1938’de  Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ordubad ilçesinin Keleki köyünde doğdu. Babası Aliyev Kadirkulu Merdanoğlu, Annesi Aliyeva Mehrinisa Caferkızı’dır.

Şecere yazıcıları Elçibey’in baba tarafını, Şah İsmail Hatayi’nin seleflerinden Şeyh Sadrettin Musa’nın oğlu Şeyh Hoca Ali’nin Tebriz'deki nesline dayandırırlar.

Rivayete göre Azerbaycan Türkleri ile Ermenilerin çatışmaları neticesinde buradan Ordubad’a gelmişler. Annesi, Türkiye’den Azerbaycan’a göç eden ve “Kasımlılar” denilen bir ailedendir. 

Dikkat edilirse  Londra terbiyesini almış modern tarih yazıcılar tarafından Ebulfeyz Aliyev'in aile kökleri İran,
Azerbaycan / Nahcivan ve Türkiye üzerine özellikle konuşlandırılıyor. Eğer aşı tutsaydı, Ankara ve Tebrizi, Bakü'ye bağlayacaklardı.


Bunun ne anlama  geldiğini, 100 yıl önce  İngilizlerin Bakü'de ne dolaplar çevirdiğinden haberiniz varsa bilirsiniz. Yoksa Kraliçe'nin eteklerinden feyz almaya devam edersiniz!

Neye niyet neye kısmet Tıp Fakültesi dururken Arapça  Tercümanlığı?

Azerbaycan Devlet Üniversitesi yapısal değişikliğe giderek Şarkiyat şubesini, Filoloji Fakültesinin bünyesinden ayırarak 1956-1957 öğretim yılında Şarkiyat Fakültesi adıyla tekrar öğretime açtı.

Vasim Memmedeliye, Aida İmanquliyeva, Gövher Bahşeliyeva, Vefa Quluzade, Kamander Şerifov, Cihangir Qahramanov, İmamverdi Hemidov Memmedhesen Gemberli, Malik Mahmudov ve Aida Qasımova Şarkiyat Fakültesi’nden mezun olmuşlardır.

Akademi bünyesinde, İran, Türkiye ve bazı Arap ülkelerinin tarih, edebiyat ve ekonomisi hakkında araştırmalar yapmak amacıyla1958 yılında Azerbaycan SSCB’nin Bakanlar kurulu kararı ile “Şarkiyat Enstitüsü” kuruldu.

1957'de bu Fakültenin bünyesinde ilk Arap Filolojisi Bölümü  açıldı.
Tıp Fakültesi’ne başvuracağı sırada bir arkadaşının, 1919 yılında  kurulan, Bakü Devlet Üniversitesi’nde

Şarkiyat bölümünün açıldığını söylemesiyle 1957’de Bakü Devlet Üniversitesi şarkiyat Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydoldu.


1957-1962 yılları arasında Azerbaycan Devlet Üniversitesi Doğu Dilleri Enstitüsü, Arapça bölümünde okudu.
Türklüğünden gafil  Arapça muallimi

Bizzat kendisinin söylediğine göre son sınıfa kadar ne Türk olduğunun, ne de Türklüğünün farkındadır? Kendisini  antikçağda bugünkü İran sınırları içerisinde yaşayan Medlerden  sanmaktadır. Hatta bu iddiasını kabul ettirmek sınıf arkadaşları ile tartıştığını bizzat kendisi anlatır.



 Medler, Eski Farsça:Māda, Yunanca: Μῆδοι, İbranice: מָדַי, İran'ın kuzeybatı bölgesinde yaşayan eski bir İran halkı.Yunanlar bu halkın yaşadığı bölgeye Medya diyorlardı. Medler ilk kez Asur kralı III. Salmaneser'in dönemindeki (MÖ 858-824) yazılarda "Mada" adı ile kaydedilmişler.
Yani anlayacağınız, Türk anne ve babadan doğan Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev,   nasıl oluyorsa ana ve ata diline rağmen Türklüğünden habersizdir. 
Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev (Elçibey) ve arkadaşlarının mezun olduğu Şark Dilleri ve Enstitüsü o yıllarda doğu ülkelerinde çalıştırılmak üzere Farsça ve Arapça bilen uzmanlar yetiştiriyordu.
Bu doğu ülkeleri, Sovyet rejimi ile aynı politikaya sahip ülkelerdi ve Sovyetlerin özellikle Arap dilini konuşan ülkeler ile arası daha iyiy­di. Bu yüzden sadece Arapça bilen uzmanlarını yurt dışına gönderiyordu.
Ben dahil Haydar Aliyev'e, KGB üst düzey yöneticisi olduğu gerekçesi ile  Yoldaş diye kinayede bulunanlar, Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev'in Mısır'da KGB için çalışmış olabileceğini neden düşünmezler?

Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev siz onu Elçibey olarak bilmeye devam edin, Mısır'da…

 

Mısır dönüşü çekildiği resim

Ebulfeyz Elçibey Mısır'da görev yaptığı  iki yılı şöyle anlatır; "Ben takip eden süreçte yaklaşık iki yıl (1963-64) Mısır’da tercüman olarak çalıştım. Mısır’da bulunduğum ortam, siyasiler ile ilişkilerim bana çok önemli kazanımlar sağladı.
Mısır’da bu ülkenin devlet adamları ile ilişkilerim oldukça seviyeli idi. Gerek Sovyetler gerek Mısır’ın siyaset adamları beni doğruları konuşan bir insan olarak görüyordular.
Onlar birbirlerini aldattıklarında yanlışlıklarını anlatıyordum, bana bakıp gülüşüyordular. Ben söz konusu olduğunda Nasır’ ı da Kruşçev’i de eleştiriyordum. Siyaset dünyasında böylesine hareket istihza yaratıyordu.



Nikita Sergeyeviç Hruşçov- Kruşçev  Cemal Abdunnasir ile Mısır'da
Bir gün Luksor şehrinde Sovyet uzmanlarından bir grup ile Devlet Başkanları Kruşçev’i, Nasır’ı, Irak Devlet Başkanı Arifi, Azerbaycan Bakanlar Kurulu’nun başkanı Alîhanov’u, Cezayir Devlet Başkanı Ahmet Bin Bella’yı ve diğerlerini karşılıyorduk.
400

Kruşçev’i n arkasındaki ayaktaki gözlüklü  sözde Nikita Sergeyeviç Hruşçov- Kruşçev ile tokalaşmayan Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev' yani meşhur Elçibey

Herkes konuklarla tokalaşıyordu, ben yalnız iki kişi ile Ahmet Bin Bella ve büyük sanatkârımız Reşit Behbudov ile görüştüm, diğerleri geldiğinde elimi cebime koydum. (Şimdi bu hareketim kendime de garip geliyor) Bu davranışımdan dolayı bir soruşturmada geçirdim."

Ebulfeyz Elçibey neden Mısır'a gönderildi?

1962’de Üniversiteden mezun olan Elçibey artık iyi derecede Arapça bilmekteydi.  Elçibey Arapçayı iyi bildiğinden dolayı 1963’te o dönem Sovyetlerle iyi ilişkileri bulunan Mısır’a bir baraj projesi için tercüman olarak gönderildi.

Ebulfez Elçibey’in gönderileceği yer olan Mısır’da ise yönetimde bulunan kişi Cemal Abdunnasir idi. Bu kişinin Sovyetlere yakın bir kimse olduğu biliniyordu ve bu nedenle Sovyet rejimi tarafından destek görüyordu.
1963 yılında Ruslar Mı­sır’da bulunan Asvan Barajı’nı inşa ederlerken, dil konusunda yardımcı olunması amacı ile Arapça bilen uzmanları Mısır’da görevlendirdi. Görevlendirilenler arasında Elçibey ve yakın ar­kadaşları da bulunmaktaydı.

Elçibey Mısır'a gittiğinde Mısır'da MI6’nın ve CIA’nın Faaliyetleri

Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnâsır’ın İngiltere ile imzaladığı antlaşmaya, Müslüman Kardeşler Örgütü, anlaşmanın İngiliz menfaatlerini koruduğu ve İngiliz işgaline zemin hazırladığı gerekçesiyle karşı çıkmıştı. Bu nedenle Müslüman Kardeşler ülke genelinde yasadışı ilan edilmiş, mensupları tutuklanmış, lider kadroları asılmıştı.

Nasır İngiliz karşıtlığını, Bağlantısızlar hareketine katılarak  taçlandırmakla yetinmedi. Diğer taraftan Sovyetler Birliği ile  ticari ilişkilerini geliştirdi. Hatta ABD ile  gözlerden ırak   dirsek  temasında bulundu.
Aslında bu garibsenecek bir şey değildi. Mısır Muhaberatı'nın (gizli servisi) varlığının temel felsefesi, Mısır vicdanında yer etmiş Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA ile  paralellik  gösteriyordu.
Çünkü Hür Subaylar'ın, Cemal Abdül Nasır ve arkadaşlarının 1952 devrimi öncesinden itibaren ABD  ve CIA ile irtibatları vardı. Mısır Muhaberatı CIA yetkililerinin yardımları ile kurulmuştu.
 Ancak Cemal Abdunnasir'ın atladığı küçük bir ayrıntı vardı, İngilizler CIA içine yerleştirdikleri MI6 ajanları vasıtası ile  Mısır’da istedikleri İstihbaratı topluyor, analiz ediyor, işliyordu.

Elçibey CIA radarına nasıl takıldı?

Önce size Enver Altaylı'nın   patronu, Özbek asıllı CIA Casusu Ruzi Nazar'ın  sözde Hac  farizasında bulunmak için  gittiği Mekke’de Sovyetlere karşı müslümanları kışkırtmak amacıyla dağıttığı bildirilerden söz edeyim.

Yıl 1954, aylardan Eylül, yerlerden Mekke, Hac zamanı. Sovyetler’den gelmiş çoğu Türk kökenli 21 hacı adayını taşıyan otobüse, yine Türk kökenli ama Amerika’dan gelen iki kişi daha biniyor.
Biner binmez, “Siz Müslüman değilsiniz” diye bağırmaya başlıyorlar;
Siz komünist propagandacılarısınız, Moskova’daki Allahsızların hizmetindesiniz”. Daha sonra Mekke sokaklarında da Sovyet Müslümanlarını tacizi sürdürüyor; hatta çürük domates filan atıyorlar.
Bu manzarayı 27 Eylül 1954 tarihli Time dergisinden ayrıntılarıyla “Münih’te Bir Cami” kitabında aktaran yazar Ian Johnson’a göre, Suudi Arabistan Kralı Suud Amerikalıların tavsiyesiyle durumu şikâyet etmek isteyen Sovyet büyükelçisiyle görüşmeyi bile geri çeviriyor.

Sonradan ortaya çıkıyor ki, bu CIA’nın Sovyetlere karşı Müslümanlar üzerinden başlattığı ilk açık, organize eylemdir. CIA’nin bu propaganda eylemine katılanların biri Hamid Raşid, diğeriyse Ruzi Nazar’dır.

Daha fakülte son sınıfa kadar Türklüğünün idrakine eremeyen Ebulfeyz Kadirkuluoğlu, Mısır'a gidince Türk olduğuna kanaat getirir ve günlük gazete satan 5 çocuğa para verip onlara gazete sattıkları yerde Azerbaycan diye bağırmalarını, Azerbaycan’ı soranlara ise oranın Ruslar tarafından işgal edilen bir Türk cumhuriyeti olduğunu söylemelerini tembihler.

Bu eylem size CIA Casusu Ruzi Nazar'ın Mekke eyleminden tanıdık geldi mi? Yorum yok, kararı siz verin.
Eğer doğru ise onun bu hareketinin, Mısırda görev yapan Sovyet memurlarını takiple görevli CIA ve MI6 elemanlarının  dikkatini çekmemiş olması mümkün mü? Adamlar kim bilir ne sevinmişlerdir?

Asvan Barajı’nın  yapımına 1960'ta Sovyetler Birliği tarafından başlanıldığı ve 10 Aralık 1970'te bitirildiği göz önünde bulundurulursa, Ebulfeyz Kadirkuluoğlu'un Mısır’da iki yıl gibi kısa süre  kaldığı ortaya çıkıyor.

Muhtemelen Mısır’da kaldığı zaman boyunca,  yabancı servis ajanları ile kurduğu  samimi ilişkiler, Rus gizli servisinin dikkatinden kaçmamış olmalı ki, onu geri çekmişler. Ve bir daha asla yurt dışına çıkmasına izin verilmemiş.

Neden acaba?


 Mısır sonrası  Milliyetçilik faaliyetleri tam gaz

1970'lerde ülkesinin bağımsızlığı için çalışmaya başlar. 1975'te siyasi faaliyetleri nedeniyle 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılır. 

Ancak Komunist rejim her ne kadar Allahsız olsa da insafa gelir. Elçibey serbest kaldıktan sonra, 1977'den itibaren, Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi'nde el yazmaları enstitüsünde görev yapar.

Sovyetler Birliğinin dağılma  sürecine girmesi ile durum değerlendirmesi yapar ve 1989'da Azerbaycan Halk Cephesi'ni kurar ve başkanı seçilir.

Pantürkist, anti-komünist, Rusya karşıtı İngiliz dostu Elçibey


Steve Remp petrolcü

Binlerce Azerbaycan Türkünün Komünist  rejimden kurtulmak  Bakü sokaklarında canını verdiği, kanını döktüğü günlerde, İskoç Ramco Energy Başkanı Steve Remp isimli bir yabancı, Azerbaycan Halk Cephesi lideri Ebulfeyz Kadirkuluoğlu ile gizli görüşmeler yapıyordu. 
Kendisini "büyük adamlarla" nasıl anlaşma yapacağını bilen "küçük bir adam" olarak tanımlayan Steve Remp'ın görüştüğü bir başka  isimse  efsanevi petrolcü Kurban Abbasov  idi.



Steve Remp, 1989 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde, 70 yıl sonra Hazar Denizi petrol kasabası Bakü'nü ziyaret eden ilk Batılı petrolcüydü. Sovyetler Birliği'ne 30'dan fazla seyahat yaptı. Ve bu gezilerin çoğunda Azerbaycan' a gitti.

Orada, Azeri ev sahipleri o zamana kadar petrol ile ilgili Sovyet devlet sırrı olan  her şeyi ifşa ettiler, cömertçe paylaştılar.

Steve 1989'da Azerbaycan'a ilk seyahatini yaptığında, orada henüz batılı bir petrol şirketi görünmemişti. Batılı petrol şirketleri arasındaki genel izlenim, Hazar'ın tamamen kurumuş olduğu ve Sovyet petrol endüstrisinin onu Tataristan ve ardından Sibirya için aşağı yukarı terk ettiği yönündeydi.
Daha sonra Azerbaycan kamuoyunda İngiliz sempatisini artırmak için Steve Remp, Londra'daki Hammersmith Hastanesi'nde 11 kritik hastalığı olan Azerbaycanlı çocuk için 1991'de acil tıbbi tedavi başlattı ve ayarladı.

1989'da Ramco Enerji, petrolle ilgili iş yapma olanaklarını araştırmak için Azerbaycan'a giren ilk Batılı petrol şirketi oldu ve diğer şirketlerin izleyeceği yolu açmakla kalmadı, Batı Konsorsiyumu'nun oluşmasına yol açtı.
Steve, Moskova'da birkaç yıl önce babası için çalışan Dimitry Stolyarov ile bağlantı kurdu. Parlak bir dilbilimci olan Dimitry'in İngilizcesi  mükemmel  olduğu gibi  ilk İngilizce-Rusça, Rusça-İngilizce petrol sözlüğünü derlediği için Sovyetler Birliği coğrafyasında iyi tanınıyordu ve çok saygı görüyordu.



Dimitry, Steve'i  Bakü doğumlu olduğu için Azerbaycan'a gitmeye ikna etti. Steve'e, Occidental'ın Başkanı olarak Moskova Petrol ve Gaz Bakanlığı'ndan Hazar'da arama hakları elde etmeye çalışan Armand Hammer tarafından 1970'lerde yazılan bir mektubun bir kopyasını verdi. Steve deneme sırasının kendisinde olduğuna karar verdi.

Bakü'ye vardığında Azerileri inanılmaz derecede açık ve misafirperver buldu. Azerbaycanlıların Batı petrol endüstrisi hakkında gerçekten çok az bilgisi vardı. Bağlantıları yoktu. Steve'e göre, çoğu şirketin isminin farkında bile değildiler. Batı edebiyatı yoktu, dergi yoktu. . Steve, neredeyse 70 yıldır Azerbaycan'a giren petrol endüstrisi ile ilgili ilk Batılılar arasında olduğunu fark etti.

1989'a gelindiğinde, Sovyet sistemindeki çatlaklar ortaya çıkmaya başladı. Steve Remp "Azerbaycan'ın üst düzey petrol yöneticilerinin Moskova'dan geçmek yerine onlara yardım etmemi istemeleri gerçeği, sistemin çökeceğini anlamamı sağladı."  diyor.

O günlerde, en yüksek hükümet düzeylerine erişim sağlamak nispeten kolaydı. O zamanki petrol endüstrisi, o zamandan beri SOCAR (Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi) altında birleştirilen Kaspmorneftigas (Offshore) ve Azneft (Onshore) olmak üzere iki devlet teşkilatına bölünmüştü.

1990 yılında, "Azerbaycan'ın Offshore Petrol Geliştirme'nin Babası" olarak tanınan Kaspmorneftigas'ın Genel Müdürü Gorban Abbasov, Azerbaycan'ın tek başına başarılı olamayacağını, Batı'nın gelişmesine ve teknolojisine ihtiyaç duyduklarını anlamaya başladı.

 Ekipmanlar çok eski ve yıpranmıştı ve yatırım eksikliğinden kaynaklanan ciddi ekolojik sorunlar vardı. O zaman Abbasov, Ramco'yu Kaspmorneftigas için "Batı'daki gözler ve kulaklar" olarak belirleyen ve gelecekteki açık deniz gelişmeleri için ortaklar bulma görevi kapsamında bir anlaşma imzaladı. Esasen Abbasov, Petrol Konsorsiyumu ile yakın zamanda imzalanan Sözleşmenin yaratıcısıydı.

Azerbaycan Halk Cephesi lideri, Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev namı diğer Elçibey'in  bu anlaşma sürecinde pozisyonunu merak ediyorsunuz değil mi? Müteveffa Elçibey, bu işbirliğinin siyasi ayağından sorumlu idi.

Elçibey Cumhurbaşkanı ve ilk yabancı Ziyaretçisi İngiltere Başbakanı Demir Leydi

 

Eylül 1992 Margaret Thatcher ve Elçibey Bakü Gülistan sarayında.

Bu fotoğrafı arayın bulamazsınız


Elçibey’in dış politikası Batılı seküler yönelimi (Margaret Thatcher ve doksanların Türkiye’si ile iyi ilişkiler kurmak) ile öne çıkıyordu. Buna paralel olarak içeride de Azerbaycan’ı birleştirmeyi yani İran Azerbaycanı’nı mevcut Azerbaycan topraklarına katmayı amaçlayan bir ulusal projeyi benimsiyordu.

Diğer taraftan, daha 1980‘li yıllarda Başbakan Margaret Thatcher İngiliz petrol şirketlerini Sovyetler‘e yatırım yapmaya teşvik, etmekteydi.   Elçibey ve Demir Leydiyi aynı çizgide buluşturmayı başaran ne olmuştu?

BP Arama Şefi John Browne‘nin çalışma grubu zaten Gorbaçov yönetimindeki SSCB bölgesinde fırsat kollamaktaydı.

1989‘da başka bir İngiliz petrol şirketi olan Ramco‘nun temsilcisi Steve Remp‘in henüz SSCB‘nin bir parçası olan Azerbaycan‘a ziyareti de bu kapsamda önem taşımaktadır.

Azerbaycan yönetiminin petrolünü Batı‘ya ulaştırma çabaları ile İngiliz petrol şirketlerinin Hazar enerji kaynaklarına yatırım yapma arayışları, 7-8 Eylül 1992‘de Cumhurbaşkanı Elçibey‘in özel davetlisi olarak Bakü‘ye gelen Barones Thatcher'in ziyareti ile resmi bir nitelik kazandı..

Bakü'ye yaptığı gezi sırasında Barones Thatcher, Azerbaycan Cumhuriyeti hükümeti, BP ve Norveçli Statoil şirketi arasında Çırak petrol sahası ve Şah Deniz doğalgaz sahasındaki keşif çalışmalarına ilişkin ön anlaşmanın imza törenine katıldı.  BP adına anlaşmayı Arama Şefi John Browne imzaladı.

Eylül 1992'de dönemin İngiltere Başbakanı  Demir Leydi lâkaplı Margaret Thatcher soluğu Bakü'de aldı.  Bakü'de  Gülistan Sarayı'nda Steve Remp'ten sonra  İngiltere  Başbakanı Margaret Thatcher' da petrol tavizi ile ağırlandı karşılığında Margaret Thatcher, böyyük Türkçü, Men Atatürk’ün Esgeriyem diyen Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev  yani Elçibey, "en büyük demokrat olarak" ilan edildi.



Demir Leydi , Eylül 1992'de ülkenin Cumhurbaşkanı Abulfaz Elçibey'in daveti üzerine Bakü'yi ziyaret etti. Bu beklenmedik ve semptomatik  yani sözde Azerbaycan yararına bir olaydı.

SSCB'nin dağılmasının üzerinden yalnızca bir buçuk yıl geçmişti ve bağımsız Azerbaycan, Sovyetler Birliği'nin en kötü düşmanlarından biri olarak kabul edilen bir devlet insanını kabul etmişti.

Lady Thatcher Parlamento Başkanı Isa Gambar'ın başkanlık ettiği PFA hükümeti tarafından karşılandı.
Ziyareti, BP sponsorluğundaki bir iş forumuna denk gelecek şekilde zamanlandı ve Başbakan Thatcher, Bilimler Akademisi Başkanlığı binasında forumda konuştu. Konuşması, Batı'nın Azerbaycan'a verdiği önem ve petrolün uluslararası siyasetteki rolünü içeriyordu.

Thatcher'ın bağımsız Azerbaycan'da ve Halk Cephesi hükümetinin daveti üzerine yaptığı konuşma, gelecekteki petrol sözleşmelerinin imzalanması için önemli bir adım, bir atılım olarak algılandı.

İleriye bakıldığında, abartmadan, Elçibey hükümeti altında, "yüzyılın sözleşmesinin" iki yılda imzalanmasını mümkün kılan kararlı adımların atıldığı söylenebilir.

Gülistan Sarayı'ndaki resepsiyonda, Cumhurbaşkanı Elçibey'in Thatcher ile ilk görüşmesi gerçekleşti."Demir Leydi" nin kendisinin, genellikle ölçülü ve katı olması, eski SSCB'deki komünist olmayan ilk liderle ilgi ve sempati içinde iletişim kurması dikkat çekiciydi.

Demir Leydi lâkaplı Margaret Thatcher sonraki yıllarda sık sık Elçi bey'i aradı, ona karşı olan sıcak bir tavrını saklamadı.  Hatta Thatcher'ın bu tutumu, Elchibey'in yerine Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı  olan Haydar Aliyev‘in hiçte hoşuna gitmedi ve bunu   belli etmekten kaçınmadı.

Her neyse bir dirhem bir çekirdek gelinlik genç kızlar gibi Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev yani Elçibey’in yanında endam eyleyen Thatcher, Cumhurbaşkanı Elçibey'in Azerbaycan'ı ziyaret etme davetinden dolayı minnettar olduğunu vurguladı.

Elçibey'i Londra’da konuk etmekten onur ve mutluluk duyacağını söyledi. Ancak Elchibey'in Londra'yı ziyaret etme şansı hiç olmadı.

Haziran 1993'te, sözleşmenin imzalanmasından birkaç hafta önce, petrol sözleşmelerinin sonuçlanmasıyla ilgili birçok çalışma, askeri bir darbeyle engellendi.

İşte o askeri darbenin Cihanşümul Kadim Türk Devleti tarafından yapıldığını, neden yapıldığını, böyyük

Türkçü Elçibey’in marifetlerini sizinle daha önce paylaşmıştım.


İlgilisine not : Hakk'ın hatırı halkın hatırından evladır.  Kalemim  kırılır ama eğilmez. Nâmık Kemal’in Hürriyet Kasîdesi’nde terennüm ettiği gibi

Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin. Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetden.”
Gerisi lafı güzaf…

Ömür Çelikdönmez / habersanliurfa.net

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar

google.com, pub-4228995289596695, DIRECT, f08c47fec0942fa0