Turan Sarıtemur

Turan Sarıtemur


Kürtler ve Yargı

21 Aralık 2013 - 15:10

   Bugünler de Kürtlere sorulan sık sorulardan biri; Kürt Milletvekilleri neden bırakılmadı? CHP milletvekillerinden Haberal ,Balbay salıverilmesinden dolayı…

Kendi adıma söyleyeyim hiç şaşırmadım.

Hayretler içersinde de kalmadım. Kürtlerin çoğunun da şaşırmadığı inancındayım.

Anayasaya göre Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hukuk önünde eşittir. Öyle yazıyor güzelde yazıyor.

Amma velakin fiili uygulamada bu hiçbir zaman uygulanmamıştır. Örnek; Kürt milletvekillerinin bırakılmaması…

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana kabaca ilk aklımıza gelenlere baksak;

1 – Türküm diyenler kendi dilleri ile okullarda eğitim ve öğretim yapmışlar Kürtlerin ise eğitim yapılmamasının yanında birde yok saymışlar.

2 – Türküm diyenler kendi dileri ile hayatın her alanında özgürce konuşmuşlar. Kürtler ise dilerini kullandığında bazen dayak yemişler bazen para cezasına çarpılmışlar bazen de cezaevine atılmışlar.

3 – Türküm diyen halkın yaşadığı il ve ilçelere fabrikalar yollar okullar yapılmış. Kürtlerin yaşadığı il ve ilçelere Jandarma karakolları ve hapishaneler yapılmış.

4 – Türkçe kitaplar, Türkçe yapılan müzik ve sanat devlet eliyle teşvik edilmiş Kürtçe yazılan kitap ve müzik kasetleri suç aleti olarak kabul edilmiş.

5 – Türküm diyenlerin yaşadığı coğrafya mümkün olduğu kadar ile ekonomi turizmi yaşanılabilir bölgeler haline getirirken Kürt coğrafyası hep olağan üstü sıkıyönetimle yönetilerek terk edilmesi yaşanılamaz bölge haline getirildi.

6 – Cumhuriyetin kuruluşundan beri Türkiye coğrafyası ayrı bir hukuk ve yönetim anlayışı ile Kürt coğrafyası ayrı bir hukuk ve yönetim anlayışı ile yönetilmiştir.

Maddeleri çoğaltabiliriz hapishanelerde ki zulüm bile farklı.

Genel de söylenen bir cümle var. Türk devletinde eşitsizlik var ama zulüm de eşit davranır.

Bu cümle bugünden baktığım da zulümde da eşit değil. Daha üç yıl önceydi kimlik kontrollerinde doğum yerine göre muamele yapılıyordu. Kürtler bu topraklarda inkar edildi, yok sayıldı,imha edilmeye kalkışıldı ve hep ötekileştirildi.

Uygulanan bu politikalar Kürtler de nasıl bir bilinç ve ruh dünyası yarattı.

Şöyle; Ey Kürt kendi devletini kur.Bu kadar basit ve yalın.

Hiç evirmeye çevirmeye kıvırmaya gerek yok.Bir halk söyleyişisi vardır.

Kötü komşu insanı ev sahibi yapar.

Bu yok sayma ile ilgili fıkramsı bir anlatı var.

O anlatıyı aktarmaya çalışayım.

Osmanlı dönemi bizim Kürt Mehmedin Arap Celal den alacağı varmış.

Bizim Kürt Mehmed beli zaman aralıklarıyla borcunu Arap Celal den istemiş. Arap Celal bu gün yarın hep ötelemiş. Kürt Mehmed’e… Artık bıkkınlık gelmiş Kadıya başvurmuş.

Ya kadı şu adres de oturan Arap Celal’den alacağım var aylar oldu beni oyalıyor bir çare. Kadı tamam on beş gün sonra gel demiş. Aynı haberi Arap Celal’e de yollamış.

On beş gün sonra Kürt Mehmed’le Arap Celal kadının karşısın da Kadı Arap Celale dönerek Celal Efendi şu Mehmed’in parasını neden vermesin diye sorar. Arap Celal kurnaz Kürdü iyi tanır. Arap Celal şöyle Kürt Mehmed’e uzun uzun garip garip bakar kadı ya döner.

Ya kadı hazretleri ben bu adamı tanımıyorum ki.

Kürt Mehmed tanınmamanın öfkesi ile alacak borcu morcu aklından silinmiş Arap Celale dönmüş şimdi sen beni tanımıyor musun?

Arap yoook demiş Kürt ula sen beni tanımıyorsan ben seni hiç tanımıyorum demiş.

Bu tipik bir Kürt karakteridir.

Kendini tanımayanı kendisi hiç tanımaz.

Turan Sarıtemur

YORUMLAR

  • 0 Yorum