Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Ömür ÇELİKDÖNMEZ

TC Kanunlarına Tabi Olmayan Dünya Sağlık Örgütünün İstanbul Coğrafi Ayrık Ofisi Casusluk Merkezi mi?

20 Aralık 2020 - 18:05

TC Kanunlarına Tabi Olmayan Dünya Sağlık Örgütünün İstanbul Coğrafi Ayrık Ofisi   Casusluk Merkezi mi? 



Başlıktaki soruya kişisel cevabım, Türkiyenin yararına çalışmadığı şeklinde olurdu. Çünkü bu formatta kurulan BM orijinli pek çok örgütün küresel odakların casusluk faaliyetlerine paravan teşkil ettiği biliniyor.
Daldan dala atlamak gibi algılamayın ama Kelt Rahibesi Kraliçeden icazetli bu İngiliz İslamcılarının,  İngiliz emperyalizminin belini kıran  Mustafa Kemal Paşa'ya hiç mi hiç tahammülleri yok. Sebebi belli, çok derin kuyruk acıları var.

Türkiye’nin biyolojik teröre karşı inşa ettiği kurumsal savunma hattı, 27 Mayıs  1928'de 1267 sayılı yasa uyarınca Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na bağlı kurulan Refik Saydam Hıfzıssıhha Müessesesi neden kapatıldı  diye soruyorsunuz?

Cevapları ise tam bir  komedi. Söz söyledi bal kabağı koy tabağa ye sabaha kabilinden.  Teşhisleri hemen hazır, bu tür söylemlere Kemalist nostalji sendromunun dışa vurumu diyorlar.

Bu gaflet ve dalalet içindeki İngiliz İslamcılarının gözlerini cehalet ve nefret bürümüş. 
Öyleki Hıfzıssıhha Müessesesi'nin faaliyete geçmesiyle, bulaşıcı salgın hastalıkların patogenezinin (bir hastalığın kaynağı ve gelişmesi sırasında organizmada meydana gelen değişiklikler bütünü) çözülmesinden, aşı ve antibiyotiklerle infeksiyonların yenilmesinden ve dahi çiçek ve polio (çocuk felci) hastalıklarında olduğu gibi eradike (yok) edildiği gerçekliğinden habersizler.

 27 Mayıs 1928'de 1267 sayılı yasa uyarınca Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na bağlı kurulan Hıfzıssıhha Kurumunun yetki ve sorumlulukları, gelişen ihtiyaçlara göre 4 Ocak 1941'de yeniden belirlendi.

2/11/2011'de, 663 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Türkiye Halk Sağlığı Kurumu'na devredildi.

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu  daha sonra T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü olarak isimlendirildi. Bu müdürlük altında Refik Saydam isimli herhangi bir birim artık  yok. O gündür bu gündür  biyolojik teröre karşı inşa edilen kurumsal savunma hattı çöktü, aşı yok! 

Değil ülkemiz neredeyse tüm dünya küresel Kraliyetçilerin  mucidi olduğu koronavirüse teslim.
Bu İngiliz İslamcılarının DSÖ ile dansı halkımıza pahalıya patladı. Bu iş bilmez taşralı sonradan görmelerin marifeti sayesinde, ülkemizde baş köşeye yerleşen Koronavirüs, İslamcı işbirlikçilerin yasaklamaya çalıştıkları alkol ve sigaradan daha fazla insan öldürdü.

 Dünya beşten büyüktür Dünya Sağlık Örgütü  hepsinden büyüktür

Türkiye’nin Dünya Sağlık Örgütü ile  temasları yeni sayılmaz. II. Dünya Savaşının sona ermesinden sonra 1945'te Birleşmiş Milletleri kurmak için bir araya  diplomatların tartıştıkları konulardan biri küresel bir sağlık örgütüne ihtiyaç olup olmadığı konusu idi.

19-22 Temmuz 1946 tarihlerinde New York’ta düzenlenen Uluslararası Sağlık Konferansı’nda Birleşmiş Milletler’e üye 51 ülkenin temsilcisi ile FAO, ILO, UNESCO, OIHP (Merkezi Paris’te bulunan Uluslararası Halk Sağlığı Bürosu), PAHO, Kızılhaç, Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu ve Rockefeller Vakfı Temsilcileri Dünya Sağlık Örgütü Anayasasını oluşturdular.

Dönemin CHPli Sağlık Bakanı  Mason Dr. Behçet Uz’un gayretleriyle Türkiye'de DSÖ’nün kuruluş ve Anayasa oluşturma çalışmalarına fiilen katıldı. Dünya Sağlık Örgütü Anayasası 22 Temmuz 1946 tarihinde Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 61 ülkenin temsilcisi tarafından imzalandı.

DSÖ Anayasasını Türkiye Cumhuriyeti adına,   Amerika Birleşik Devletleri'nde Harvard Üniversitesinde ve St. Louis'teki Washington Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştığı sırada, Prof. Dr. İhsan Doğramacı imzalanmıştı.

https://i13.photobucket.com/albums/a271/poyrazsagtekin2/ihsanhoca2.jpg 

DSÖ Anayasası Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına imzalayan Mason Prof. Dr. İhsan Doğramacı

Türkiye, DSÖ’ye üyeliğinden sonra, DSÖ ve Birleşmiş Milletlere bağlı diğer kuruluşlarla sağlık alanındaki ilişkilerini daha da geliştirmek amacıyla 19 Ekim 1950 tarih ve 6666 Sayılı Kanunla onaylanan ‘’Teknik Yardım Anlaşması’’yla çeşitli sağlık projelerini başlattı.

Küresel Kraliyetçilerin kontrolünde bulundurduğu Dünya Sağlık Asamblesi, İcra Kurulu ve Sekretarya DSÖ’nün ana organlarını oluşturuyor.
Masonik bir yapıya sahip Dünya Sağlık Asamblesi her yıl Mayıs ayında Cenevre’de BM Sarayı’nda düzenlenmekte. Bu toplantıya Türkiye’yi temsilen Sağlık Bakanı veya yetkilendirdiği temsilci başkanlığında bir heyet katılıyor.

Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Komitesinin Yıllık Toplantıları ise bir kez Kopenhag’daki merkezde, bir defa da üye ülkelerden birinin evsahipliğinde gerçekleştirilmekte.


DSÖ ile Türkiye arasındaki ilişkiler ve koordinasyon, İki Yıllık İşbirliği Anlaşmaları çerçevesinde yürütülüyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 150 ülke ofisinde, 6 bölge ofisinde ve Cenevre'deki merkezinde 7000'den fazla personel çalışıyor.

Halk Sağlığında menzil menzil  tenzil 

DSÖ’nün Ankara’da bir ülke ofisi, Gaziantep’te ise saha ofisi  mevcut. İstanbul’da açılmasına rağmen TC Kanunları kapsamı dışında bırakılan “İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık Teknik Uzmanlık Ofisi”nin Ev Sahibi Ülke Anlaşması, 2 Mayıs 2017 tarihinde imzalandı.



Dönemin Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ ile DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Zsuzsanna Jakab'ın imzaladığı "İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık ve Yanıt Dünya Sağlık Örgütü İstanbul Ofisi" anlaşması, Türkiyenin egemenlik haklarını hiçe sayan içeriğe sahip.



DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Zsuzsanna Jakab, 1 Şubat 2010 tarihinde Bölge Direktörü olarak göreve başladı.  Bir söylentiye göre George Soros'un akrabası. Yahudi asıllı Macaristan vatandaşı olarak, son otuz yılda çok sayıda yüksek profilli ulusal ve uluslararası halk sağlığı politikası görevlerinde bulundu.
Dr Jakab, Bölge Direktörü olarak seçilmeden önce, Avrupa Birliği'nin İsveç'in Stockholm kentindeki Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi'nin (ECDC) kurucu Direktörü olarak görev yaptı. 2005 ve 2010 yılları arasında, ECDC'yi bulaşıcı hastalıklarla mücadelede uluslararası saygın bir mükemmeliyet merkezi haline getirdi.





Bu bir iddia veya söylenti değil. 2 Mayıs 2017 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Avrupa Bölge Ofisi Vasıtasıyla Dünya Sağlık Örgütü Arasında İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık DSÖ Coğrafi Ayrık Ofisinin İstanbul Türkiye’de Kurulmasına İlişkin Ev Sahibi Ülke Anlaşmasının beşinci maddesinde, İstanbul Ofisi Mahallinin Dokunulmazlığı ile ilgili yer alan hükümler, Türkiyenin kendi sınırları  dahilinde egemenlik haklarından küresel Kraliyetçilerin daha rahat çalışabilneleri adına menzil menzil pardon parsel parsel nasıl vazgeçtiği belgeleniyor.



Daha da acısı ne biliyormusunuz?





Anlaşma ile Ofis mahalli, Türkiye tarafından tedarik ediliyor, bu kapsamda bilgisayar, haberleşme, mobilya gibi donanımının sağlanması ve işletilmesi, ayrıca çalışan personelin ücretleri ve diğer masrafları ülkemiz tarafından  üstleniliyor.

Pandemi Öncesi Planlama

Bakan Akdağ anlaşma törenindeki konuşmasında, DSÖ'nün Avrupa Bölgesi adına böyle bir ofis yapılanması olduğunu anımsatarak, "Özellikle, bütün ülkelerin afetlere, ani çıkan bulaşıcı hastalıklara karşı hazırlığının nasıl olması gerektiği burada tasarlanacak, burada konuşulacak, eğitimler ve çeşitli ülkelerle toplantılar yapılacak." demişti.

 Nitekim yalancı çıkmadı, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü geçtiğimiz yıl, yani 2019'da “Pandemi İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı” üzerinde çalışmıştı. Yüzlerce uzmanın araştırmaları, bilgi havuzunda toplandı ve sistemleştirildi.  Sonrada DSÖ ile paylaşıldı.







Dönemin Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ ile DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Zsuzsanna Jakab'ın imza koyduğu "İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık ve Yanıt Dünya Sağlık Örgütü İstanbul Ofisi" anlaşmasında mide bulandıran ve kafa karıştıran bir başka husus var.

"Madde 5'e göre

1.Hükümet, DSÖ kontrol ve hakimiyetinde olacak İstanbul Ofisi Mahallinin dokunulmazlığını kabul eder.
2.İdari adli, askeri veya polis olmak üzere hiçbir Hükümet memuru veya Türkiye içinde kamu yetkisi kullanan diğer şahıs DSÖ Avrupa Bölge Direktörü veya İstanbul Ofisi Başkanının onayı ve kararlaştırdığı koşullar haricinde, herhangi bir resmi görevi yerine getirmek için İstanbul Ofisi'nin mahalline girmeyecektir.
Ancak, DSÖ Avrupa Bölge Direktörü veya İstanbul Ofisi Başkanı veya vekilinin onayı,acil koruyucu faaliyet gerektiren yangın ya da diğer afet durumunda aranmayabilir.
3. DSÖ, İstanbul Ofisi mahallinin herhangi bir Türkiye kanunu uyarınca tutuklanmadan kaçan veya Hükümet tarafından başka bir ülkeye iadesi ya da dava veya hukuki işlem tebligatından kaçınmaya çalışan kişilerin sığınağı olarak kullanılmasını engelleyecektir."

 

DSÖ Direktörü Avrupa Bölge Direktörü Dr. Jakab'ın dediğine göre "Burası bir iyi uygulama merkezi. İnsani yardım ve acil durum hazırlıklık görevi var. Bütün Avrupa bölgesine hizmet verecek.  Buradan hizmet verilecek toplam 53 üye devlet var. Bu merkez, bütün bu 53 ülkenin olduğu Avrupa bölgesine hizmet verecek.
İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık DSÖ İstanbul Coğrafi Ayrık Ofisinin, Türkiye'deki diğer DSÖ ofisinden farkı, bu ofisten bağımsız hareket etmesi.

Diğer ofis, DSÖ ile Türkiye arasındaki ikili anlaşmanın yürütülmesinden sorumlu. Bu DSÖ ofisi de İstanbul'daki Coğrafi Ayrık Ofisine müdahale edemiyor, talimat veremiyor, denetleyemiyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık İstanbul Coğrafi Ayrık Ofisinin Kurulması Anlaşması Ne Zaman Yürürlüğe Girdi?

2 Mayıs 2017 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Avrupa Bölge Ofisi Vasıtasıyla Dünya Sağlık Örgütü Arasında İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık DSÖ Coğrafi Ayrık Ofisinin İstanbul Türkiye’de Kurulmasına İlişkin Ev Sahibi Ülke Anlaşması”, 14 Nisan 2020 Salı günü 31099 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Ve Avrupa Bölge Ofisi Vasıtasıyla Dünya Sağlık Örgütü Arasında İnsani Ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık DSÖ Coğrafi Ayrık Ofisinin İstanbul Türkiye’de Kurulmasına İlişkin Ev Sahibi Ülke Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun,"   ile onaylandı.





Türkiye Cumhuriyeti ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) arasında yapılan anlaşma kapsamında “İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık” alanında faaliyet gösterecek olan DSÖ Coğrafi Ayrık İstanbul Ofisi, Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca ve DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge’nin video konferans yöntemiyle katıldığı törenle açıldı.

Recep Akdağ'ın yarım bıraktığını Fahrettin Koca tamamladı. Boşuna dememiş Hz Peygamber, Mümin müminin aynasıdır diye…



 Yeniden Hatırlatayım

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ve Dünya Sağlık Örgütü Dayanışması

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından yürütülmekte olan “Ulusal Antimikrobiyal Direnç Sürveyans Ağı”nın dahil olduğu Orta Asya ve Doğu Avrupa Antimikrobiyal Direnç Sürveyans Ağı/ Central Asian and Eastern European Surveillance of Antimicrobial Resistance-CAESAR. 

2011 yılında kurulan Ulusal Antimikrobiyal Direnç Sürveyans Sistemi (UAMDSS), ülkemizin kıyaslanabilir ve güvenilir direnç verilerinin toplanması amacıyla ve Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışmalarını sürdürüyor.

Aynı zamanda, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Ofisi tarafından yürütülen “Orta Asya ve Doğu Avrupa Antimikrobiyal Direnç Sürveyans Ağı (CAESAR)” na dahildir. Veri analizi Dünya Sağlık Örgütü’nün
“WHONET” yazılım programı ile yapılıyor.


Dünya Sağlık Örgütü Nasıl Bir kuruluş?

Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan iç hastalıkları ve kardiyoloji uzmanı, Prof. Dr. Mehmet Çilingiroğlu; "Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tamamen hiçbir ise yaramayan bir kuruluş. Dünyada bu virüsün ölümcül bir pandemiye dönüşme nedeni DSÖ ve Çin hükümetidir" demişti.


Dünya Sağlık Örgütü’nün İngiliz Kraliyet Ailesi İle İrtibatı 




Dünya Sağlık Örgütünün 2005 yılından bugüne Avrupa sorumlusu, başkanı, temsilcisi, patronu kim biliyor musunuz?

Danimarka Veliaht Prensi Frederik'in eşi, Danimarka Kraliyet Prensesi, Crown Princess (Veliaht Prenses) Mary.

DSÖ Avrupa Bölge Komitesi'nin oturumlarındaki açılış konuşmaları, ülkelere ziyaretler, açıklamalar, konuşmalar ve makaleler dahil olmak üzere çeşitli etkinlikler yoluyla halk sağlığı konularında farkındalık yaratmada aktif rol oynuyor.

DSÖ / Avrupa çalışmalarına katılımının bir parçası olarak aşılama ve antimikrobiyal direnç (işte burası zurnanın zırt dediği yer) gibi alanlarda anne ve çocuk sağlığının yanı sıra sağlığın geliştirilmesi ve hastalıkların önlenmesine yönelik girişimlerde bulunuyor. 

Anne sağlığını ve güvenli anneliği teşvik eden Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) da dahil olmak üzere çeşitli sosyal, sağlık ve insani yardım kuruluşlarının ve kurumlarının patronu olarak hizmet veriyor.
Eylül 2012'de, Kraliyet Prensesi, Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı (ICPD) için Yüksek Düzey Görev Gücü üyeliğine atandı.

Demem o ki  Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa ayağını  Birleşik Krallık United Kingdom adına, Danimarka Veliaht Prensi Frederik'in eşi, Danimarka Kraliyet Prensesi, Crown Princess (Veliaht Prenses) Mary yönetiyor. İşte İstanbul'daki ayrık gayrık Coğrafi ofis bu kadına bağlı çalışıyor.

Kim bilir, "Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir" diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün Anıtkabir'deki mezarında kemikleri sızlıyordur!

Ömür Çelikdönmez / www.habersanliurfa.net

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar

google.com, pub-4228995289596695, DIRECT, f08c47fec0942fa0