Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu

Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu

Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu

Sincar Operasyonu ve Ezidiler

14 Şubat 2021 - 16:04

Erbil, PKK'ya; Bağdat da Haşdi Şabi'ye karşı zayıftır. Barzani yönetimindeki bölgelerde 600 köy ve 1 milyon insan boşaltan, can damarı boru hattını vuran PKK'ya karşı IKBY çaresizidir. Ayrıca bölgede, Biden gelmeden DEAŞ da harekete geçirilmiştir.

2012 yılının Temmuz ayında Musul-Erbil yol ayrımındaki Sincar'da tam yolumu kaybettim derken, güneyi Erbil-kuzeyi Şeyhan'ı gösteren yol tabelasını görmüştüm. Yaklaşık 50 bin kişinin yaşadığı bölge, Müslümanların ve Ezidilerin birlikte yaşadığı önemli bir yerdir. Az ilerde güneşten korunmak için köprünün altında, elinde çantası ve telefonuyla araç bekleyen bir gence yöneldim. "Ezı çı to herım Hewler'e?" (Erbil'e nasıl gidebilirim?) diye, yol sorduğum genç de Erbil'e gidip iş arayacağını ve benimle gelebileceğini söyleyip, müsaadeyle arabaya bindi. Sıcakta susuz, aralıksız üç saat konuşan Ezidi genç, sohbet sırasında, bir yakınının PKK'nın Yunanistan Lavriyon kamp sorumlusu olduğunu, babasının da Molla Mustafa Barzani'nin yakın adamlarından olduğunu, o zamanlar Saddam'ın zulmünden kaçıp dağlara sığınan Barzanilerin, şu anda çok zenginleştiğini ve kendisine iş vermek zorunda olduklarını... defalarca tekrarlayıp durdu.

Kıymetli dostum Dr. Aziz Barzani'yi aradım ve durumu anlattım. İş bulmasına vesile olduğum Ezidi genç ertesi gün bana teşekküre geldi. Tüm samimiyeti ve doğallığıyla, "Melek-i tavus(şeytan) senden razı olsun Türkiyeli Hüseyin Hoca", deyip beni Laleş'e davet eden bu Ezidi İbrahim'le işim bitmesine rağmen, Ezidilerle işlerimin daha yeni başlayacağını nerden bilebilirdim...

DEAŞ'ın saldırısı ve Ezidiler

Aradan tam iki yıl dört ay 21 gün geçtikten sonra, Dicle Üniversitesi'ndeki odamın kapısı ürkekçe tıklandı. Müsaadeyle kapı açıldı. Saçı sakalı karışmış olmasına rağmen ben, Ezidi yoldaşımı hemen tanımıştım. Elime sarıldı, kucaklaştık. Yaşlanmış ve zayıflamıştı. Haberim olmamasına rağmen neden ve nasıl burada olduğunu tahmin ettim. Durumunu başını eğerek, mertçe, doğal, samimi ve ağlayarak aralıksız beş saat anlattı. Anlattıkça o ağladı ben ağladım. Tam da düşündüğüm gibi felaketler başlarına gelmişti.

2014 yılı Haziran ayında DEAŞ'ın Musul'u, Obama'nın DEAŞ sorumlusu Bred McGurk'un desteğiyle tek kurşun atmadan işgal etmesi üzerine, ilerleyen günlerde DEAŞ, yönünü Ezidilerin yaşadığı 400 bin nüfuslu Şengal Bölgesi'ne çevirmiş ve gece dörtte insanlar yataklarından fırlayarak Şengal (Sincar) Dağı'na doğru kaçmaya başlamışlardı. Yaz sıcağında, ancak üzerinde gece elbisesi ve elinde bir matara suyla canını kurtarabilenler şanslıydılar. Dağlara ve Türkiye'ye doğru kaçanlar, ellerindeki 24 bin dolarlık Toyota Hilux marka pikabı bir litre suya değiştirdiler. Büyüklerinin kucağında, susuzluktan en az 60 çocuk öldü. On binlerce kişi Irak Kürdistan Bölgesi'ne sığınırken, 20 bin kişi de Türkiye'ye kaçtı. İbrahim de bunlardan biriydi ancak o da en az onlar kadar felaketten nasibini almış olmasına rağmen, hala imtihanı bitmemişti.

Yaklaşık 5 bin kişiyi kaçıran DEAŞ, bölgeyi adeta talan etti. İşin en üzücü yanı ise DEAŞ gelince bölgedeki bazı Arap komşuların onlara destek vermiş olmasıydı. Oysa kirve olduklarını anlattılar. Namusları bile bir kardeş gibi birbirine haram olan kirvelik, Ortadoğu'da akrabalık kadar hala kutsaldır. DEAŞ, kaçırdıklarına canlarını kurtarmaları için iki şart ileri sürmüş: Müslüman olun veya 50 bin dolar verin... Dağlara kaçanlar yakıtı biten arabayı bir katıra veya bir litre suya değiştiklerini anlattılar. Dünyanın en pahalı suyu 2014 Haziran'ında Şengal'da satılmış.

Üç katmanlı yapı

Kavmimiz bir ancak dinimiz farklı olsa da "biz kirveyiz" diyerek, tatlı bir kardeşlik bağıyla Arap, Türk ve Kürtler arasında Mezopotamya'da bulunan son kadim toplumlarından olan Ezidilerin; şeyh, pir ve mürid olarak üç katmanlı bir toplum yapısı bulunmaktadır.

2014 ve 2015 yılında yaptığım saha çalışmalarında, Şengal'deki en büyük yerlerden olan 35 bir nüfuslu Xanasor (Kırmız Ev) köyünün iki mühürlü Muhtarı İbrahim Süleyman, Xuda Mahmud ve Saddam dönemindeki üst düzey bir polis yetkilisi şöyle dediler: "PKK için Ezidilerden ziyade Şengal Dağı önemlidir. Eğer PKK, Şengal ile Kandil arasındaki iki noktayı kontrol ederse, Türkiye'nin Irak'a girişini de kontrol altına almış olurlar. Şengal, açıkçası Suriye'ye de giriş için önemli bir kapı. PKK için bölgenin ikinci Kandil yapılması hedefi var. 120 kilometre uzunluğunda yaklaşık 60 km derinlikte olan dağlık bir bölgeden bahsediyoruz. Burada ortalama 400 bin insan yaşamakta ve PKK, askeri, jeo-stratejik, ekonomik ve sosyal olarak bu bölgeye yerleşmek istiyor. Çünkü bölge Musul'a da yakın bir yer. Oradan geçecek petrol hattından, tankerlerden de pay almayı düşünüyordu ki, PKK'nın Şengal Gümrük Müdürü ancak geçen ay bir MİT operasyonuyla öldürülmüştü. PKK, Kandil ile Şengal arasında bir hat çizip Suriye'ye atlamak istiyor. Bir başka sebep ise kuzey-güney hattını kontrol altına almak. Çünkü Musul kavşak bir noktada, oraya da Şengal üzerinden geçiliyor."

Paralel çeteler

Biden, III. Bush olarak, Obama döneminin adamlarına (Blinken, McGurk ve Austin gibi) sahaya son şeklini verecek gibi görülüyor. Örneğin, PKK'dan PYD'yi, PYD'den de DSG'yi çıkaran McGurk buradan PYD devletini çıkarmak isteyebilir. Arapça ve Farsça bilen istihbaratçı McGurk aynı zamanda Irak paralel çeteleri olan İran milisleri Haşdi Şabi ve DEAŞ uzmanıdır. Ninova'daki Hristiyanların tarihi yerlerini Haşdi Şabi'ye veren ve tüm skandallarına rağmen yükseltilen Bred McGurk Ezidilerin bölgesini de PKK'ya vermişti ki; PKK, Şengal askeri birimi olan YBŞ'nin maaşını Haşdi Şabi'den ödetiyor. Çünkü Irak petrolünü İran vermekte ve o da buradan maktul Kasım Süleymani'nin artıklarını finanse edip devam ettirmektedir. Belli ki Biden'le, Türkiye ve Rusya'ya karşı İran yeniden palazlanacak. Buna ve nice hizmetlerine karşılık McGurk, Kobani'de 4 milyon ödüllü kırmızı listede aranan PKK'li Polat Can'dan ödül aldığı gibi Mazlum Kobani (Öcalan'ın manevi oğlu Şahin Cilo), Adar Halil ve Enver Muslim'le de gayet samimi pozları bulunmaktadır.

Tüm bu yapılanmayı yakından takip ettiği görülen Hulusi Akar'ın Bağdat ve Erbil ziyareti tarihi önemdedir. Ancak Erbil, PKK'ya; Bağdat da Haşdi Şabi'ye karşı zayıftır. Barzani yönetimindeki bölgelerde 600 köy ve 1 milyon insan boşaltan, can damarı boru hattını vuran PKK'ya karşı IKBY çaresizdir. Kaldı ki Biden gelmeden DEAŞ de harekete geçirildi.

'Bari Sincar'da ölelim'

Kandil, Mahmur ve Sincar hattı, Kürtlerin en büyük düşmanı İran-PKK ikilisinin, Türkiye'yi Irak'tan kestiği hattır. Buraların mutlaka kontrol altına alınması gerekir. Habur'un yanından ikinci sınır kapısı ve Basra körfezine uzanacak demiryolu hattı da buradan geçiyor. Bu anlamda Hulusi Akar'ın Bağdat ve Erbil ziyareti çok doğru ve stratejik bir adımdır. Bölgedeki yerel güçlerle işbirliği yapılmalıdır ve buna Ezidileri de dâhil etmeliyiz. Çünkü aradan geçen altı yıla ve Ekim ayındaki Sincar anlaşmasına rağmen, PKK bölgeden çekilmemiş ve yumurta yine Türkiye'nin kapısına dayanmış görülmektedir.

Ezidi İbrahim'le yolda başlayan dostluğumuz hala sürüyor ve bana son sözleri şöyle oldu: "72 fermana uğradık. Geçmişte Saddam adına polislik yaptık. ABD'ye ajanlık yaptık ancak vardığımız yer felaket oldu. Şengal'den PKK'yı çıkarsalar bari orada ölelim. Bunun da tek yolu Türkiye'dir. Hocam, Türkiye cennettir ve bölgenin kalesidir. Emrinizdeyiz. Yeter ki bize imkân verin. PKK'nın üç kampı ve 2 bin adamı var burada. Onları bir haftada kovabiliriz. Yoksa McGurk'un çantasında Ezidilere de PKK'nın kontrolünde bir devlet kurmak projesi olduğunu gayet iyi biliyorum. Çünkü DEAŞ ve PKK, kazma ve kürek gibi, bu kez Biden'ın elinde çalıştırılmaktadır. Suriye'de ABD bir yeri Esed'den alıp PKK'ya vermek istediğinde önce DEAŞ'ı oraya saldırtır sonra da kahraman(!) PKK gelip kurtarırdı. ABD ve Rusya da hepsini kurtarırdı. Fransa da kuyrukta bekliyor. PKK'nın Şengal'den zor kullanılmadan çıkacağına inanmıyorum. Orası Ezidilere verilmeli ve kültürleriyle birlikte korunmaya alınmalıdır. Onlar bu bölgenin bir çiçeğidir. Türkiye, Erbil ve Bağdat, ortaklaşa PKK'yı bölgeden çıkarmalıdır."

Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
google.com, pub-4228995289596695, DIRECT, f08c47fec0942fa0