Edibe Aydin

Edibe Aydin


SAHİPSİZİN SAHİBİ ALLAH' TIR DUASINI DONNA VE ANGELA DUYDU

18 Temmuz 2020 - 16:04

SAHİPSİZİN SAHİBİ ALLAH’ TIR DUASINI DONNA VE ANGELA DUYDU

Pandemi sürecinde yaşanan öyküler, gelecekte raflar dolusu kitaplara konu olacaktır. Bu süreci yaşatab bir öykünün kahramanı; benim gibi bir “ anne”olursa ve çocuğu ondan 1500 km uzaktaysa, yapacağı tek şey dua ve sığınacağı yer ALLAH’ tır..
Oğlum, pandemi sürecini İtalya’ nın başkenti Roma’ daki evinde geçirdi. Ama sağlığımız sadece korona ile sınırlı değildi. Oğlum yaşadığı sıkıntılara, hissettiği ağrılara dayanamayarak bir ünversite hastanesinin “ acil servisine” gitti. Safra kesesinin taşlarla dolu olduğunu ve iltihaplandığını ve acilen ameliyat olmasını söylediler.
Uçaklar kalkmadığı için, ne ben ne de küçük oğlum, bu süreçte O’ nun yanında olmak istesek de gidemedik. Sadece tekefonla moral vermeye çalıştım.Her anını adım adım izledik. Hastaneye kimseyi almıyorlardı. İşte o anda, Allah yürekten dua eden annenin sesini duydu. Ünversitede görevli profesör Angela’ yı( italyancada melek demek) yardıma gönderdi. Babasının dedesi,bir Osmanlı paşası olan Angela; dedesi için yazılan bir kitabı okumak için TÜRKÇE öğrenmiş, kitabı okumuş ve kendi soyunu öğrenmiş. Adı gibi “ melek” bir doktor olan Angela Hanım; beni aradı. “Merak etmeyin. Ben buradayım. Hep yanında olacağım.”Dediği gibi yaptı. Her gün sabah , öğlen, akşam oğlumun odasına giderek, bizi aratmadı.Ameliyat başarı ile geçti. O’ na teşekkür mesajı yazdım. Cevabında”Bu yardımı zevkle yaptım” dedi.
Ameliyat sürecinde yaşadığım duyguları burada anlatmam mümkün değil. Ama Allah’ a yalvarınca bir annenin duasının kabul olacağına yürekten inanan biri olarak, sabırla dua ederek bekledim. Herşey yolunda gitti. Beş günlük hastane süreci sonunda ” taburcu “ olunca ne yapacağız ? Eve nasıl
gidecek, kim bakacak?kim yemek yapacak?kim alış veriş yapacak ? Bu soruları bir annenin yakarışı olarak , Allah duydu. On bir yıl önce oğlum, doktora programı için Roma’ ya geldiğinde, Amerikalı doktora öğrencilerinin kaldığı yutta iki yıl kalmıştı. Yurt müdürü çok deneyimli bir Prof. Donna( İngilizce’ de anne ya da annemiz anlamına geliyor) ile iletişimimizi koparmadık. Her gittiğimizde ziyaretine giderek hatırını soruyorduk.Oğlum bu müdireyi arayarak evini temizleyecek bir temizlikçi önermesini söylemiş. Donna Hanım oğluma:”Hiçbir yere gitme, sana yurdun süit odasını verelim. Burada istirahat et. Evini de temizletiriz” demiş. Allah’ ın bir lütfu olan bu teklif beni çok duygulandırdı. Çünkü” sahipsizin sahibi Allah’ tır” sözünün tam karşılığı olan bu gelişme ile üzüntümü unuttum. Çünkü, temiz bir yatak , hazır yemek , her an yanında bir insanın olması ile sorunumuz çözüldü. İkisi de Hiristiyan olan bu kadınlar , bir Müslüman’ a yardım ederek, insanların dinlerine, ırklarına , mezheplerine göre değil, iyi insan, kötü insan diye ayırmanın doğru olacağını hatırlattılar. Hatta Donna Hanım oğlumun namaz kılması için odasına seccade koydurmuş. Bu ne kadar güzel bir davranış.İnsanları birbirine yaklaştıran “ hoşgörünün” çok güzel bir örneği değil mi? Bir başkasının inancına saygı duymak..
Yüreği insan sevgisi dolu olan bu iki hanım bu yazıyı okuyamayacak. Ama ben insanlık adına yaptıkları bu hizmet için ikisine de çok teşekkür ederim. Allah ikisinden de razı olsun.
Her gün oğlumla görüşerek yaşadığı ortamı ve sağlığı ile ilgili gelişmeleri görüntülü olarak görüyorum. O zaman diyorum ki:Hasretimizi giderip, bize uzağı yakın eden cep telefonunu icat eden insandan da Allah razı olsun . Yani iyi insan olmak için, aynı dinden aynı milliyetten olmaya gerek yok. Yeterki her insan,yaşadığı topluma yararlı olabilmenin bir sorumluluk olduğunu bilerek, kendi gücüne göre topluma hizmet etme bilinciyle yaşasın.

Edibe AYDIN 17/07/2020

YORUMLAR

  • 0 Yorum