Abdullah CENGİZ

Abdullah CENGİZ

Abdullah CENGİZ

23 Nisan ve Sömürülen Çocuklar...

24 Nisan 2020 - 17:48

23 Nisan ve Sömürülen Çocuklar

Tarih 23 Nisan 1937'ydi.
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Türkiye'de çoşkuyla kutlanıyordu.
Yüzlerce öğrenci bando eşliğinde yürüyor, halk sevgi gösterilerinde bulunuyordu.
Öğrencilerin ellerinde ilginç pankartlar vardı.
Birinde şöyle yazıyordu.
"Temiz ve muazzam gıda." 
Ama aynı tarihlerde Türkiye'de çöplerden yemek yiyen çocuklar da vardı.

Miili kütüphanede bulunan gazete arşivinde...

O günlerde çıkan gazetelerde sık sık şu haberlere rastlanıyordu.
"Türkiye'de çocuk dilenciler günden güne artıyor." 
"Kış geldi, havalar soğudu, buna rağmen sokaklarda yalın ayak, çıplak baş gezen bir çok sefil çocuk var." 
"Türkiye sokaklarında çürüyen bir nesil var."
"Kimsesiz çocuklara sahip çıkınız. Vereceğiniz para azdır diye düşünmeyin, 10 kuruşun bile kıymeti çoktur."

"14 yaşındaki çete reisi çocuk rakı masasında yakalandı." 

Aradan yıllar geçti.

Ogün bugün çocuklar için çok şey değişmedi.
UNİCEF'in raporlarına göre Türkiye'de bugün 50.000'den fazla sokak çocuğu var.
Gayri resmi rakamlara göre bu sayı 100 bine yakın.
Dilenen çocuk sayısı 10.000 civarında.
Sadece Urfa'da bir yılda yakalanan çocuk dilenci sayısı 500'ü buluyor.

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, nüfusun yüzde 27,5’ini 22 milyon 876 bin 798 kişi ile çocuklar oluşturuyor. En yüksek çocuk nüfus oranına sahip il Urfa olurken, çalışan çocuk sayısı ise 720 bin kişi. Bu çocuklar arasında henüz 5 yaşında olanlar da var.

Bu liste uzatılabilir.

Bu ülkede çocuklar yaşı büyütülerek idam sehpasına çıkarıldı.
Hatta vakıflara emanet edilen çocuklara tecavüz edildi.

***

Türkiye dünyada çocuklara özel bayram ilan eden tek ülke.

23 Nisan Cumhuriyetin önemli bir kazanımı.

 Evlerde , balkonlarda Karantinalı dolu dolu, coşkuyla kutlandı.

Kutlandı ama köprüaltı çocukları, dilenen çocuklar, işçi çocuklar, mahkum çocuklar, dövülen çocuklar, tecavùze uğrayan çocuklar, sömürülen çocuklar da unutuldu.

Binlerce çocuk sefalet içindeyken, yüzlercesi dilenirken, çoğu merdivenaltı ağır işlerde çalıştırılırken, kafamızı kuma gömmeliyim.

Neyse.

Ben en iyisi Hovhannes Tumanyan'ın mısralarıyla bitireyim sözü.

"Güneşin ilk ışıklarıyla çık sokağa.
Telaşlı gürültüsüyle yolunu kesecek bir okul bahçesi.
Solmuş formaları ve boyasız kunduralarıyla.
Selamlayacak çocuklar seni.
Kızların perçeminde bir bahar.
Vitrin çatlatır oğlanların afacan sesi.
Kavgalar, oyunlar, sefertasları.
Şehirler yıkar, şehirler kurar çocukların neşesi..
Her çocuk biraz eşkıya, biraz umuttur yakından baktığında..
Çok yaşayın çocuklar
ama, yaşamayın bizim gibi.
Siz, çok yaşayın çocuklar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum